7 Ocak 2011 Cuma

ŞEFKAT TEPE 7. Bölüm - Komutan'ın güveni boşa mı çıkıyor?

Memiş'i düğün heyecanı sarıyor... Berivan'ın öfkesi büyüyor... Örgüt, Leyla'nın canını bir kez daha yakıp; suçu askere atmaya hazırlanıyor...

Resim

Berivan, Komutan'a daha rahat ulaşabilmek ve ona yakın olabilmek için, teslim olmuştur. Berivan'a kendi arkadaşları bile inanmakta hatta onu hain sanmaktadırlar. Ancak kötü planlarından kimsenin haberi yoktur. Herkesin güvenini kazanıp Komutan'a en yakın olduğu zaman onu öldürmeyi düşünmektedir. Memiş ise, Berivan'ın kendisini sevdiğine inanmış, evlilik hazırlıkları yapmaya başlamıştır. Herkesi düğün heyecanı sarmışken örgüt içinde ayrımcılık yapan Rojda, Berivan'ı suçlamaktadır. Ona hak etiği cezayı vermek için silahını alır ve köyün yolunu tutar. Hedefindeki isimler bellidir. Bu arada Leyla'nın annesinin katilleri tüm delilleri yok etmiştir. Sırada Leyla'nın canını daha çok yakacak planları vardır. Hayatta en sevdiği kişiyi yok ederek suçu askere atacaklardır. Böylece, köy halkı Serdar Komutan'dan nefret edecek, Leyla ise en büyük düşmanı olacaktır.

Maceracı (Murat Yeni) Bu Hafta Tokat Yollarında

Resim

Murat Yeni, Karadeniz turuna bu hafta Tokat'la devam ediyor!

Maceracı, Karadeniz turuna bu hafta Tokat'la devam ediyor. Farklı zenginliklerin şehri olan Tokat'ta gezmedik yer bırakmayan Murat Yeni, öncelikle Erbaa ilçesine uğruyor. Eksi 6 derecede düğün yapan bir çifte rastlayan program ekibi, Tokat halkının geleneklerini tanıtıyor. Davul zurna eşliğinde damadın belediye hamamından çıkarılmasına tanık olan Maceracı, kayınvalidenin hazırladığı yemek tepsisini alabilmek için Tokat sokaklarında oynayarak dolaşan damada eşlik ediyor.

Kafkas Derneği'ni ziyaret eden Maceracı ve ekibi, Tokat'ta yaşayan Çerkez vatandaşların,
Adiga kültürünü nasıl devam ettirdiklerini dinliyor. Gençlerin oynadıkları Çerkez oyununa katılan
Murat Yeni, yöresel bir yemek olan "şipsi"nin nasıl yapıldığını öğreniyor. Birbirinden lezzetli yemekleri tadınca
oradan hiç ayrılmak istemeyen Maceracı, daha önce hiç tanık olmadığımız bir eğlenceyi bizlere sunuyor. Ferfere
denilen ateşin yanında pişen kuzu eti için yapılan açık arttırmaya katılan Maceracı fiyat yükselince ihaleden çekiliyor.

Dünyanın sekizinci harikası sayılan Ballıca Mağarası'nı ziyaret eden
Murat Yeni'nin bu doğa harikası karşısında neredeyse nutku tutuluyor. Hiçbir yerde eşi
benzeri bulunmayan eşsiz bir güzelliğe sahip mağaradan muhteşem görüntüler de Maceracı'da!


KOLLAMA 110. Bölüm - Nurbanu için son bir saat...

Nurbanu'nun son bir saati... Umutlar tükenmek üzere...

Hayata tutunmaya çalışan Nurbanu'nun durumu giderek ağırlaşır. Doktorlar tek çarenin organ nakli olduğunu söyler. Yapılan testlere göre, en uygun kişi Selim'dir. Ancak, Nurbanu için umut olan Selim, bir çatışma sırasında yaralanmıştır. Nakil gerçekleşemediğinden son bir saatini yaşayan Nurbanu için umutlar tükenmek üzeredir.

Kaçıp kurtulmayı başaran Pikeas ise, kendine yeni bir gelir kapısı bulmuştur. Zenginleştirilmiş uranyumu kaçak yollarla ülkeye getirten Pikeas, bir yandan da eskiden beri sürdürdüğü organ mafyacılığına devam etmektedir. Yine Ortadoğu'dan birçok çaresiz insanı kandırarak Türkiye'ye getirmiştir.

Pikeas, kazanacağı paraları hesaplarken Yiğit, bu karanlık işlerin üstüne gitmeye kararlıdır. Ancak hiç tahmin etmediği aksilikler yaşayan Yiğit'i zor anlar beklemektedir.


3 Ocak 2011 Pazartesi

Hür Adam Said Nursi, En İyi Dönem Filmi

Yapımcı ve yönetmen Mehmet Tanrısever 20 yıl aradan sonra "Hür Adam-Bediüzzaman Said Nursi" filmiyle sinemaya döndü. Said Nursi'yi Mürşit Ağa Bağ'ın oynadığı film 163 dakika sürüyor.

Resim

Film Said Nursi'nin hayatından 30 yıllık bir kesiti anlatıyor. Tanrısever aslında bir işadamı. Sinemaya 1989 yılında Feza Film'i kurarak başladı. Minyeli Abdullah, Sürgün gibi filmlere imza attı. Şimdi de iddialı bir yapımla seyirci karşısına çıkıyor. Türkiye'de 7 Ocak'ta gösterime girecek filmin serüvenini Mehmet Tanrısever ve Mürşit Ağa Bağ'la konuştuk.

Yaklaşık 20 yıl sinemaya ara verdiniz. Sizi sinemaya döndüren ne oldu? Türk filmlerinin son yıllarda gişe yapması mı?

20 yıl evvel Türk filmleri ilgi görmüyordu, çok az film çekiliyordu. Bu kadar sinema salonu yoktu. Ama benim dönüşüm bu sebeple değil. Ben bunu bir dava olarak görüyorum. Bir düşünceyi anlatmak için film çekmeye başlamıştım. Aradan geçen uzun yılların ardından yine aynı düşüncelerle film yaptım. Bu işlerin devam etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu sürede sinemadan koptunuz mu?

Sanayi hayatımda bir yoğunluk vardı fakat hiçbir zaman kopmadım bu işlerden. İçimde bir sıkıntıyla yaşıyordum hep. Yimpaş, Kombassan gibi büyük şirketler sinemaya el atmıştı. Bunlar sonra tasfiye oldu. 'Biz bu işleri niye yapamıyoruz?' düşüncesi hep zihnimi meşgul etti. Son yıllarda 3-4 milyon seyirci toplayan filmleri görünce neden muhafazakârlar film yapmıyor diye kendime kızmaya başladım. Ve işlerimi tasfiye edip sinemaya vakit ayırdım. Bu filmi yapmak nasip oldu.

Peki muhafazakârlar niye film yapamıyor? Cevabını buldunuz mu?

Sekiz yıldır iktidarda muhafazakâr bir parti var ama sinemada yokuz. Onlar diyor ki siz yapın biz seyredelim. Sanayici diyor ki ben sinemadan sanattan anlamam. İslami camialar diyor ki sinemanın daha zamanı var. Muhafazakârlarda para var ama fikre sanata yatırım yapılmıyor. Bu insanlar ihtiyaç sahiplerini gözetip kolluyorlar, maddî yardım yapıyorlar. Allah onlardan razı olsun. İktidar yol yapıyor, köprü yapıyor, parkları çiçeklendiriyor. Eyvallah. Ama kalbimize ruhumuza hitap edecek filmler de yapılmalı. Desteklenmeli. Sinema muazzam bir eğitim aracı. O yüzden ben kendi imkânımla bu işe koyuldum. Minyeli Abdullah filmiyle güzel işler yaptık. Büyük moral oldu insanlara.

Dönüş filminizin Hür Adam olmasının anlamı var mı?

Bu filmi çekmeyi biz yirmi sene evvel düşünmüştük. Ama mânevi engeller oldu. Biz de doğruluğuna inandık ve vazgeçtik.

Manevî engel derken?

Senarist arkadaş, Mehmet Uyar, Üstad'ı rüyasında görmüş. Üstad "Zamanı değil. Sen beni tanıyor musun?" deyip kovmuş arkadaşı. 20 yıl sonra yine Mehmet Uyar ve Ahmet Çetin'le çıktık yola. "Kimi kovarsa vazgeçeriz" dedik. Zor oldu ama muhteşem bir dönüş oldu. Üstad'ımız bir iman, Kur'an dirilişi başlatıyor. Biz de onun serüvenini anlatmaya çalışıyoruz.

Ne kadar sürede çekildi film?

8 haftada çektik. Film 14 haftada tamam oldu. Ciddi bir emeğin ürünü. Türkiye'yle birlikte 8 ülkede ocak ayında vizyona girecek.

Said Nursi'nin halen hayatta olan talebeleri var. Senaryo için onlardan destek aldınız mı?

Birkaç talebesine gösterdik senaryoyu. Mehmet Fırıncı bunlardan biri. Çok beğendiler. Hatta filmi izlettiğim de oldu. Üstadın talebelerinden Abdullah Yeğin filmi izledikten sonra gözyaşları içinde "Maşallah çok güzel becermişsiniz." dedi. Amerika'ya gidip filmi Fethullah Gülen Hocaefendi'ye de gösterdim. Filmi ona ithaf etmiştim. İstemedi onu çıkarttık. Genelde beğenildi.

Senaryoyu kaleme alırken kaynağınız nelerdi?

Üstadı anlatan yirmiye yakın kitap var. Sonra Üstad'ın eseleri, talebelerinin izlenimleri... Özünü vermeye çalıştık. Film su gibi akıyor. 163 dakika.

Bu süre uzun değil mi?

Çağrı filmi 3 saat. Aynı şekilde Ömer Muhtar, Gandi, Cennetin Krallığı, Titanic. Bunlar biyografik filmleri. Üstad'ın 80 senelik hayatını nasıl bir buçuk saatte aktarabilirsin ki?

Filmin adı niçin Hür Adam oldu?

Üstad'ın "Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam." diye güzel bir sözü var. Bir de 1940'lı yıllarda Hür Adam diye bir dergi çıkmış. Çok hoşumuza gitti. Hür Adam demek Allah'a boyun eğmek, O, nun dışında kimseye minnet etmemek demek. Üstad da bunu anlatmaya çalışıyor.

Bu bir propaganda filmi mi?

Ben bu filmi bir hizmet olarak görüyorum. Daha şatafatlı filmler çekersin, içinde aksiyon da olur. Komedi de olur. Çok zordu bizim için. Düşünün film 1882'de başlıyor. Osmanlı kostümü, Cumhuriyet kostümü. Eski yazı, yeni yazı... Bu dönemler hep geçiyor filmde. Bir dava olarak görmesem niye çekeyim ki. Diyorum Üstad güzel bir insan, bir hümanist. "Milletimin imanını selâmette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur." diyen bir insan...

Kürt sorununa da temas ediyorsunuz sanırım?

Bu filmi seyreden bir Kürt veya Türk Üstad'ın nasıl hareket ettiğini görecek. Üstad hep müsbet hareket etmiş. Şeyh Sait, isyan teklif ediyor. Üstad kabul etmiyor. "Cihat içerde ilimle irfanla olur. Bin yıldır İslam dinine hizmet eden Türk milletiyle nasıl cihat edersin? Haramdır." diyor. Filmi izleyenler ile kardeşliği görecek.

Said Nursi'ye Atatürk'ün karşılaştığı sahne ne kadar gerçek?

Bu biyografi filmi. Hayatını bire bir anlatmaya çalıştık. Atatürk'le görüştüğü biliniyor. Birkaç kere görüşmüşler. Daha fazlası da var.

Filmde geçen diyaloglar bire bir yaşanmış mı?

Biz özünü verdik. Çok kaynak var. Üstad Şark cephesinde büyük bir alayla savaş vermiş. 5 bin kişilik bir alayın komutanı. Üstad'ı Ankara iyi takip ediyor. Atatürk, inkılaplara destek vermesi, içki ve kıyafet konusunda esnek fetvalar vermesi yönünde istekte bulunuyor. Said Nursi de "Kur'an'a ilişme." diyor. Atatürk "Hoca hoca, Selanik konuşmandan beri sana büyük bir saygım var. Git hür yaşa ama bizim inkilıplarımıza karışma." diyor.

Hür Adam, Minyeli Abdullah'tan daha mı çok ilgi görecek? Seyirci beklentiniz nedir?

Allah bilir. Bir tahminde bulunamıyorum. Halk ne kadar sahip çıkarsa bu filmler o kadar çoğalır. Bu sadece Mehmet Tanrısever'e değil, herkese farz. Bunu bilmek lazım. Bunu siyasetçiler de işadamları da İslamî cemaatler de bilsinler. Bu bir emri bil maruf, nehyi anil münker'dir. 'Kamyon dolusu para kazansam bu filmi salonuma sokmam' diyen sinemacılar oldu. Bunların bilinmesi lazım. Sinema, Amerika'nın en büyük propaganda aracı. İnançlı insanlar bu işe inansınlar, sahip çıksınlar.

Bu rolü Allah'ım bana kısmet etti

Resim

Hür Adam filmi için teklif almadan evvel Said Nursi'yi ne kadar tanıyordunuz?

Şeyh Said'den ayırt edebilecek kadar tanıyordum. Pek tanıdığım söylenemezdi.

Teklif geldiğinde ne düşündünüz?

Ben tavsiye edildim, tavsiye üzerine görüştüm. Bir deneme çekimi yapıldı. Beğendi yapımcı. Ben de Said Nursi'yi tanımak adına okumalar yaptım. Birtakım sohbetlere katıldım.

Neler okudunuz?

Daha çok biyografik eserlere baktım. Çünkü kendi eserlerini anlamak için çok daha uzun zaman gerekiyor. Okumayı denedim. İlk başta çok fazla anlayamıyorsunuz. Tarihçe-i Hayat'ını okudum.

Okumanın dışında başka bir hazırlığınız oldu mu?

Mehmet Tanrısever bey, zayıflamamı istedi. Ben de ciddi bir rejime girdim. Yaklaşık 18 kilo verdim. 88 kiloydum çekimler esnasında 69 kiloya kadar düştüm. Said Nursi az yemek yermiş. Zaten kendisine fizikî olarak benzemek için zayıflamam gerekiyordu. Sabahlara kadar namaz kılarmış. Bunu da yaptım.

Sinemada ilk başrolünüzün Said Nursi rolü olmasına yorumunuz?

Kısmet bu işler. Teklif geldiğinde tereddüt etmedim. Oyuncular çok ahlaksız projelerde yer alabiliyor. Bunlara sorulmuyor mesela. "Toplumu kötü etkileyecek ahlaksız bir işte yer aldınız daha sonraki işlerinizi etkiler mi?" diye sorulmuyor. Buna da sorulmamalı. Orada insanlar ben profesyonelim. sapığı da oynarım. diyebiliyorlarsa ben de yüzümün akıyla böyle bir rol için haydi haydi profesyonelim ve oynarım diyebilirim.

Bir yakınlık kurabildiniz mi rolünüzle?

Tabiî ki. Bu rolü oynayabilmek için inanmak zorundasınız. İnanmadan oynanmaz.

Said Nursi ile ilgili az sayıda görsel malzeme var. Bu sizi zorladı mı?

Hareketleri, yürüyüşü, ses tonu gibi bilgilere sahip olmak mutlaka avantaj olurdu. Bana söylenenleri istenenler doğrultusunda elimden geldiği kadar yapmaya çalıştım. Onun haricinde maneviyatı hissetmeye çalıştım. Bunu da Allah'a sığınarak yaptım. Said Nursi öyleymiş. Bu rolü Allah'ım bana kısmet etti.

Said Nursi'yi canlandıran oyuncu olarak anılacaksınız. Bu sizi rahatsız eder mi ya da mutlu mu olursunuz?

Beni öyle anarlarsa başarmışım demektir. Oynamışım demektir. Sevinirim. Ben bir profosyenelim, hiçbir rolde çekinmem. Benim çektiğim dizileri seyreden izleyiciler benim için her değişik rolü oynar ve kabul ettirir diyorlar. Bu beni memnun ediyor.

Film bitti izlediniz, içinize sindi mi?

Memnun kaldım. En başta yönetmenim ve yapımcım memnun oldu. Mehmet Tanrısever her zaman şunu söylüyor. "Ben iyi niyetle güzel bir şey yaptım. Manevî anlamda tatmin oldum. Bu benim için yeterlidir." diyor. Mehmet Bey, bu filmden gelecek gelire ihtiyacı olmayan bir insan. Tek başına çekti bu filmi. Hiçbir sponsor almadı. Ben de görevimi yaptığıma inanıyorum.

Filmi seyretmeden eleştiriyorlar

"Filmi seyretmeden yorum yapıyorlar, eleştiriyorlar. Önce bir filmi seyretsinler. Ben milliyetçi muhafazakâr bir insanım. Atatürk'ü severim. Atatürk siyasi bir deha, Cumhuriyet'i kurmuş büyük bir lider. Atatürk'le benim nasıl bir derdim olabilir? Atatürk'ü filmlerde benim kadar yakışıklı gösteren olmamıştır. Said Nursi'nin Atatürk'le görüşmesi belgelerle sabit. Belki önümüzdeki günlerde bu bilgi ve belgeleri açıklarız. Üstad'ın bacak bacak üstüne atması sadece Atatürk'le görüşmesinde yok. 31 Mart'tan yargılanırken de bacak bacak üstüne atıyor. Bu mesele niye bu kadar büyütülüyor anlamış değilim."

ZAMAN

Yeşeren Ümitler Yeni Bölümleriyle Samanyolu'nda

Yeşeren Ümitler belgeseli yeni ülkeler ve insanların ruhuna dokunacak hikâyelerle devam ediyor.

Yeni bir dünya hevesi, heyecanı, aşkı ile yola çıkanların hikâyeleri süzülerek “Yeşeren Ümitler” de buluştu geçen yıl.Türkiye- SSCB milli maçı ile girişi yapılan Azerbaycan sezonun başlangıcı, Bosna Hersek de sonucuydu. Yapılan yüzlerce röportaj binlerce fotoğrafa ve görüntü arşivine eşlik etti. Yerinde yapılan çekimler ve uzun süren çalışmalar sonrasında tecrübeli bir ekiple hazırlanan Yeşeren Ümitler belgeseli büyük bir gururun tarifiydi. Çünkü belgeselde Türkiye vardı, Türkiye adına dünyanın dört bir tarafına koşan insanların hikâyesi vardı. Bir insanlık abidesi olarak bulundukları yerlerde yükselen bu insanlar fedakârlığın destanını yazıyorlardı. Bu fedakârlık gözyaşları içinde seyredildi. Ve şimdi Yeşeren Ümitler belgeseli yeni ülkeler ve insanların ruhuna dokunacak birbirinden heyecanlı hikâyelerle devam ediyor.

Yeşeren Ümitler muhteşem bir insanlık destanını anlatırken yan unsurlarla da bu destanı destekliyor. Ülke şartlarının geçmişten günümüze nasıl değiştiği, ilerlemenin boyutları da yan unsurlar olarak belgeleriyle anlatılıyor. En ince ayrıntılarla beslenen bu titiz çalışmada, Türkiye sevdalıları ve yerli halktan insanlarla yapılan yüzlerce röportaj seyirciyle buluşacak. Aynı zamanda ilk günden günümüze dönem fotoğrafları ve çok değerli arşiv görüntüleri ilk kez yayınlanacak. Yine sımsıcak bir anlatım seyirciyi bekliyor olacak.

Yeni sezonun ülkeleri yine iki farklı kıtadan seçildi. Tacikistan ve Kazakistan, sonrasında da Nijerya ve Senegaldevreye girip iki farklı kıtadan manzaralar sunacak. Böylelikle insanlar farklı kıtalarda Türkiye ve insanlık adına can havliyle mücadele eden insanların özelliklerini ve yapılan faaliyetleri birinci ağızdan öğrenme fırsatını bulacaklar.
Yeşeren ümitler Tacikistan dört bölümden oluşuyor. İlk gidiş hikayelerinden okulların açılmasına, sonrasında da bu okulların başarıları ve temsil ettiği değerleriyle Türkiye ve Tacikistan ilişkilerini nasıl olumlu etkilediğine yer veriliyor. Gelişmeler adım adım takip ediliyor tabiri caizse. Fedakar Türkiye insanının portresi genel anlamda verilirken özelde de Hacı Kemal Erimez portresi göz yaşlarıyla seyredilecek hikayelerle destekleniyor. Böylelikle geçmişten günümüze adeta bir muhasebe yapılıyor. Hali hazırdaki durum ve gelecekteki hedefler de günümüz dünyası adına önemli bir yer tutuyor.

Yeşeren ümitler Kazakistan da dört bölüm olarak hedefleniyor. Orta Asya'nın farklı bir bölgesinden sımsıcak hikayeler geliyor ekrana. Okulların ilk açılışında yaşananlar günü belgeleyen fotoğraflar ve görüntüler eşliğinde hazırlandı. Arşiv niteliği taşıyan görüntüler amatör olabilir ancak insanlık ve Türkiye sevdalılarıadına gerçekten çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Atayurttan manzaralar geniş bir coğrafyada zor da olsa yapılan ayrıntılı çekimlerle geleceğe ışık tutacak. Yine ilk dönemden günümüze ve geleceğe dair izlenimlerle bir geçmiş zaman serüveni….

Yeşeren Ümitler belgeseli bu sezon Afrika'nın muhteşem coğrafyasına doğru adım atıyor. Bölgenin en önemli ülkelerinden olan Nijerya ve Senegal'deki Türkiye insanının faaliyetleri gündeme alınıyor. Büyük bir insanlık trajedisinin yaşandığı bu topraklarda şimdilerde muhteşem bir çalışma gerçekleştiriliyor. Türkiye insanı bölgede yepyeni bir tanımın sahibi oluyor. Bu tanım insanlık adına yapılan bütün çalışmaları kapsıyor. Anadolu insanının engin sinesi bu topraklarda çoktan hüsnü kabul görmüş durumda. Açılan okullar ve diyalog çalışmaları hem Türkiye imajını yeniliyor hem de sevgi tohumlarıyla geleceğe dair güzel düşünce filizleri yetiştiriyor. Yepyeni bir tecrübe olan Afrika'dan şahane manzaralar eşliğinde gerçek insan portresinin sergileneceği bu bölümler seyirci için oldukça güzel anlar vaad ediyor…

Yapımcı : Veysel Karani Gümüşdereli
Yönetmen : Emine Ulu & Turan Şahin.
Müzik : Erhan Güleryüz, Murat Solmaz
Görüntü Yönütmeni : Sait Küçükşahin


Yeni Program: Hayatımız Haber

Samanyolu'nda yeni program, "Hayatımız Haber"

Samanyolu Haber'de bülten öncesi yayınlanacak Hayatımız Haber adıyla yeni bir program ekrana geliyor.
Samanyolu Haber TV'de ajanslardan düşen ilginç haberlerin, internette tıklanma rekorları kıran videoların, eğlenceli görüntülerin, mobese ve güvenlik kameralarının kaydettiği görüntülerin ve komik şakaların yer aldığı Hayatımız Haber adıyla yeni bir program ekrana geliyor.

Hafta içi her gün Ana Haber Bülteni öncesi yayınlanan Hayatımız Haber'i Gülcan Ceylan sunuyor.

Hayatımız Haber 3 Ocak Pazartesi saat 19.30'da Samanyolu Haber TV'de.