16 Eylül 2009 Çarşamba

TEK TÜRKİYE'NİN ZELAL ANNESİNDEN RAMAZAN MESAJI


En güzeli mütevazı bir aile sofrası...
Davet, davet gezinmeden, sadece evlerde iftar yapılan yıllar...

Samanyolu TV’nin dizisi Tek Türkiye’nin oyuncularından Özlem Akınözü iş atmosferinden uzakta sadece Ramazan için bir söylemde bulundu. Ramazanı lüks restoranlarda, birbirinden şaşalı iftar sofralarında geçiren kişilere inat mütevazı bir aile sofrasının çok daha samimi ve lezzetli olduğunu söyleyen oyuncu Ramazan hakkındaki düşüncelerini şöyle toparladı;

“ Bayramlar da hep deriz ya “nerede o eski bayramlar” diye, işte asıl Ramazan ayında bu cümle benim için daha da önem kazanır. Dolayısı ile Ramazan ayı geldiğinde çocukluk yıllarıma giderim. Tüm ailemizin davulcuyla uyanarak hep beraber yaptığı sahurlar ve iftarlar, oruç tutmasak da içimize heyecan ve mutluluk doldururdu. Ne güzel olurdu ilk sahur. Uykulu halimle dahi, o özenle hazırlanmış kahvaltılıktan oluşan ve özellikle bizim cicipapa, başkalarının değişik isimlerle söylediği, efsane yumurtalı ekmek. En önemlisi de bugün çoğu hayatta olmayan aile büyüklerim. Öyle bir ayki, tüm aileyi aynı sofrada bir araya getiren o mübarek ay. Tek başına oruç açan birini gördüğümde içimi sızlatan ve o oruçta bir eksiklik olduğu hissine kapılmama sebep olan o eski ramazanlar. Davet, davet gezinmeden, sadece evlerde iftar yapılan yıllar. Yalansız, riyasız, samimi, sevgi ve saygı dolu Ramazanlar.

Tüm Türkiye’nin Ramazan ayında bu güzel farzlarını daha da anlamlandırarak aileleri ile geçirmelerini ve tüm milletimize hayırlı olmasını dilerim.

SamanyoluHaber

SAMANYOLU'NDA DÖRDÜNCÜ OSMAN DEVRİ


'Kollama' ve 'Tek Türkiye' dışındaki tüm dizilerini bitiren Samanyolu, yeni yayın dönemine üç yeni projeyle girmeye hazırlanıyor. Senaryoları bitirilen 'Dördüncü Osman', 'Kırık Kalpler' ve 'Kader Çizgisi' adlı dizilerin cast çalışmaları ise sürüyor.

Anlaşma sağlamadan isimleri açıklamak istemeyen kanal yetkilileri örnekleri yayınlanmamış projelerin Türkiye'de bir ilk olduğu görüşünde. Tarihe meraklı bir polis ile teknoloji âşığı arkadaşı arasında geçen komik olayların anlatıldığı 'Dördüncü Osman' kanalın yeni dönem en çok dikkat çeken yapımları arasında gösteriliyor. Dizilerin adları ve konuları şöyle:


DÖRDÜNCÜ OSMAN: İki ortak polis... Bunlardan biri tam bir Osmanlı hayranı... Osmanlı tarihini bilen ve hep Osmanlı'dan hayat dersi çıkartan bir memur. Diğeri ise teknoloji düşkünü... Bu iki polis memuru aynı cinayetleri gün yüzüne çıkarmak için bir ekip olmak zorunda kalınca ortaya ilginç olaylar çıkıyor.

KADER ÇİZGİSİ: İzleyiciyi geçmişe götürmeyi hedefleyen dizi, 'Bazı şeyleri değiştirme şansımız olsa neyi değiştirirdik, peki değiştirince gerçekten her şey hallolacak mı?' sorularını yöneltiyor.

KIRIK KALPLER: Duanın gücünün anlatıldığı dizide insanlara, hiçbir zaman çaresiz ve güçsüz olmadıkları mesajı veriliyor. Biri her zaman bizi gözetliyor ve ona seslendiğimiz anda bize yardıma gelmek için bekliyor.

TELEVİZYON SERVİSİ - ZAMAN

MEŞHUR OLMAK MI, YOKSA REZİL OLMAK MI?

Meşhur Olmak mı? Yoksa Rezil Olmak mı?

İnsanımıza son dönemlerde televizyon üzerinden sunulan çeşitli fırsatlar var. Aslında buna “meşhur olmak mı” yoksa “rezilliğin alabildiğine zirve yaptığı seviyesizlik mi” ifadesini kullanma konusunda karasızlık yaşıyoruz.

Aslında insanda bilinme ve tanınma hisleri hep ön plandadır. Bunu allayıp pullayarak sundukları zaman cazibesinin daha da arttığını görmekteyiz. Hatta kendi aramızdaki sohbetlerimizde bile “o ekrana beni bir çıkarsalar neler derdim” denildiğine çok şahit olmuşumdur ve olmuşuzdur.

Kanal kanal dolaştığınızda, ağzınız açık kalıyor ekranlarda endam edenleri gördüğünüzde. Kendilerini ya çok akıllı zannediyorlar, ya bundan başka umutları kalmamış, ya “işte bu milletin akıl seviyesi bu” demeye getiriyorlar, ya da bir milletin bütün değer ve kültürünü altüst etme adına bir araya gelmişlerin, çok planlı derin ve çirkin düşüncelerin ete kemiğe bürünmüş haliyle karşı karşıyayız.

İzlediklerimize rezillik demek bile sanki rezil olan şeylere hakaret etmek gibi oluyor. Bir milletin millî ve manevî kodları ile oynanıyor. Hem de çok derinde, ve buna bu necip milletin millî kültürü alet ediliyor. Televizyon ekranlarında gördüklerimi anlatacak değilim. Bu yazıya vermeyi düşündüğüm alt başlığı yazsam ne demek istediğimi en özet haliyle anlatmış olurum. “Ah be güzelim yemekteyiz!”

Bir iki taneydi bu tarz programlar. Bazıları gerçekten yetenek de istiyordu; keşfedilememiş yetenekler… Aslında saçma olan kısmı da tam burası. Bu yeteneklerden kaçı hâlâ mevcut sektörün içinde? Çoğu bir kullanımlık olmuş ve bir paçavra gibi sağa sola atılmışlar. Şimdilerde sayıları da arttı bu tarz yarışmaların. Sayıları artarken seviyesizlik ve rezillikleri de orantısız bir şekilde artmaya devam etmekte. Her türlü kisve altında bize bu rezilliği sunmaya çalışıyorlar, birkaç istisna yapım dışında.

Bu necip millet, dinine, millî değerlerine, örf ve geleneklerine çok bağlıdır. Yıllarca bu milletin dinine ve diyanetine saldırdılar. Ciddi tahribatlar verdiler. Şimdilerde, yıkamadıkları bu milleti gelenekleri ve millî değerleri ile yıkmaya çalışıyorlar. Bu yarışmlarda ne gibi millîlik var, ve manevî değerler nerede diyebilirsiniz. Programların içinde. Programları izletmek için ekran başına topladıkları insanlarımızın kendinde. Televizyon şarlatanı yaptıkları bu millette...

Programları anlatmaya gerek var mı? İsimlerini söylemeye gerek var mı? Hangi kanallarda yayınlandıklarını bilmiyor muyuz? Ekranlardaki bu tarz şeylerin düşüncelerini hâlâ mı okuyamıyoruz?

Sözü sahibine bırakalım. Bakalım neler diyor bizlere: “Esas olan, kalb derinliği, vicdan genişliği ve himmet yüceliği ile beraber sığ görünmek, düz bir mü’min edasıyla hareket etmek ama görünenden daha derin olmaktır... Allah’a itimad ederek, büyük şeylere talib olmak ve büyük şeylerin arkasına düşmek ama kendini küçük görmek, küçük göstermek ve insanlardan bir insan olmak; hatta onların en küçüğü olduğuna inanmaktır… Belli olma ve bilinme duygusu ise kalbde barındırılmaması gereken bir histir.” Bu sır anlaşılmadığı için insanlar bu manevî duygular yerine başka duygulara yer vemekteler kendi dünyalarında... Bu sır anlaşılamadığından mütevellid, insanların bu bilinme ve tanınma yönleri olabildiğince kötülere hizmet etmekte...

Meşhur olmak önce de vardı, sonra da olacak. Bununla birlikte bunu kaldıranlara saygı duyulacak, kaldıramayanlar rezillikten aşağılarda bir durumda bulunacaklar. Ama tarih ezelden ebede hep gizli kahramanları yâd edecek...

Levent Çakıroğlu
18/07/2009, Viyana

Alıntıdır

MÜJGAN GÖNÜL RÖPORTAJI

Müjgan Gönül ile fırından yeni çıkmış pide sıcaklığında ve lezzetinde bir söyleşiye hazır mısınız?

"Sahurda davul çalma geleneği kaldırılırsa çok üzülürüm."

Oyuncuları hep ekranlarda kendilerine verilen rolleri yaparken görüyoruz. Onları sevip iyice içimizde yer edindiklerinde ise ister istemez tanımak istiyoruz. Kimilerimiz onlara benzemeye çalışıyor, kimilerimiz onlardan güç alıyor!..

Hangi kanalda hangi dizi olursa hangi oyuncu olursa olsun, illa hepsinin bir hayran kitlesi, bir merak edeni oluyor.

Samanyolu izleyicisi bu konuda çok şanslı. Mesela bu Ramazan Samanyolu TV’nin reytingi yüksek dizisi Kollama’nın en çok örnek alınan oyuncusu Necip amir rolündeki Mehmet Özgür, Ramazan’da otuz gün boyunca sevenleri ile iftar açıyor. Merak edenler onun Ramazan ayı hakkındaki fikirlerini yakından takip edebiliyor.

Bizde Ramazan ayında ekranda göremediğimiz ama gerçekten çok sevilen ve hakkında birçok şey merak edilen oyuncularımız var. İşte bunlardan biri Samanyolu Televizyonunun en gözde dizisi Tek Türkiye’nin Dila Hemşire rolündeki Müjgan Gönül ile sımsıcak ve lezzetli bir Ramazan sohbetini sizlerle paylaşıyoruz.

Müjgan Hanım, Sanırım kısa bir süre sonra çekimler başlayacak. Bir yandan da Ramazan geliyor gümbür gümbür. Zor olacak herhalde.. Zor ama bambaşka bir güzelliği de var tabi ki. Birde sizin için önemini öğrenebilir miyiz? Ramazan atmosferi size neler hatırlatıyor?
Ramazan ayının gelmesi neden insanın içini kıpır kıpır eder ister istemez bir huzur verir?

Ne kadar güzel ifade etmişsiniz, kesinlikle öyle, ister istemez bir huzur hakim oluyor hayatımızda. Bir gün önce sıradan bir gün yaşarken, ertesi gün tarif edilemeyecek bir manevi atmosferin içinde buluyoruz kendimizi.
Sanırım buda Ramazan ayının bir kerameti. Her yıl bu mübarek aya tekrar kavuşabildiğimiz için şükrediyorum ve kendi adıma en güzel şekilde değerlendirmeye çalışıyorum. Bu sene Ramazan ayının ilk günlerini ailemle ve sevdiklerimle bir arada geçirmekten dolayı da ayrı bir keyifliyim, daha kolay geçtiğini hissediyorum bu uzun günlerin. Çekimler olduğunda ise epey zorlandığım oluyor ama ALLAH yardım ediyor ve bayram gelip çattığında da bir ayın nasıl gelip geçtiğini anlayamadığımı görüyorum.

Ramazan ayına özel bir planınız olur mu? Küçük de olsa. Kimi dua listesi çıkarır kâğıda yazar, her iftar o kişilere güzel dualarda bulunur, kimi iftarda illa hurma olacak pide olacak onsuz olmaz der. Kimi sahura özel yemekler yapar ve o onun olmazsa olmazıdır. Sizin böyle bir alışkanlığınız var mı? Ramazanla özdeşleşen bir yemek kültürünüz ya da faaliyetiniz?

Her sene muhakkak en az bir kerede olsa Sultan Ahmet' de oruç açmaya, iftar sofrasında bol bol misafir ağırlamaya ve misafirliğe gitmeye çalışırım, ailemle ve arkadaşlarımla
teravih namazlarına giderim. Henüz çekimlere başlamadığımız için bu sene gayet yoğun ve güzel geçiyor Ramazan ayım.
İftarda hurmayla oruç açmak Ramazan’la özdeşleşen bir geleneğimiz oldu, sofrada hurma ararım ama olmazsa da problem olmaz.
Çünkü gözümüzü gönlümüzü midemizi doyuracak leziz yemekler her zaman olur sırada. Ramazan ayıyla özdeşleşen yemek kültürüne gelince, sanırım babamın sadece Ramazan ayında, pide hamuruyla yapmış olduğu adını bilmediğim hatta şu anda adını kendim ...... Ramazan pizzası diyebilirim.

Ramazan’ da sizin için daha bir anlam kazanan mekân var mı? Şöyle sahuru da şurada yapsam, iftarda burada olsa gibi yad ettiğiniz bir mekan var mı?

Ramazan ayı ve mekân diye sorunca hemen aklıma Sultan Ahmet Camii geliyor. Gerçekten çok güzel oluyor orada iftar yapmak, teravih'e gitmek, teravih’ den sonra uzun uzun o meşhur caddede gezmek, her gördüğümüzü alıp yemek istemek..
Macunlar, pamuk şekerler, kitapçılar, közde pişirilen kahveler, nargileciler, Osmanlı dönemine ait kıyafetler içinde fotoğraf çektiren insanlar... Gerçekten çok renkli bir görüntü oluşuyor ve çok keyif veriyor insana.

Ramazan size hayatın dönümlerinden hangisini hatırlatıyor. Doğum, yaşam ve olgunluk, yaşlılık, ölüm……

İftar yapmamıza az bir zaman kala sanırım ölümü hatırlatıyor, açlıktan ölen insanları. Gerçi ALLAH her verdiği canın rızkını da veriyor ama başkası onun payına düşeni almazsa, maalesef bu yüzden açlıktan ölen insanlar olduğunu görüyoruz.
İftardan sonra ise yeniden can buluyoruz, minnetle şükrediyoruz ALLAH' ın verdiği nimetlere ve sanırım bu da doğuma benziyor.
Oruçluyken ise muhtaç insanların yardımına koşmaya, kimseyle kavga etmemeye, öfkeyi kontrol edebilmeye çalışmak hayatın olgunluk kısmına benziyor.
Sadece ALLAH rızası için bunları yapmaya çalışmak ise yaşama beziyor. Diğer aylara nazaran fazladan ödüllendirildiğimiz bu ayda ibadetlerimize daha fazla özen göstererek, eksiklerimizi kapatmaya çalışmak da yaşlılık kısmına benziyor.
Hep deriz ya yaşlanınca namaz kılarım, ibadet eder, orucumu tutarım diye, sanki yaşlanabileceğimizin garantisi verilmiş gibi.

Çocuklarımızın ilerde Ramazan’ı daha hoş hatırlaması için Karagöz ve Hacivat Orta oyununa, Meddahlara daha çok mu yer vermeliyiz? Yoksa artık farklı şeyler mi üretmeli yeni nesil için?

Yeniliğe her zaman açık olmalı ama asla özümüzü değerlerimizi kaybetmemeliyiz. Yetişen yeni nesile sevdirmeliyiz orta oyunlarını, perde oyunlarını, insanların eğlence kültürünün geçmişte nasıl, günümüzde nasıl olduğunun farkına varabilsin gelecek nesiller ve bizler. Çok güzel değerlerimiz var bizim. Köklü, sağlam, geçmişli, tarihli bir milletimiz. Güzel geleneklerimizi koruma altına almalıyız ki tarihimizi, geçmişimizi unutmayalım.

Sahurda çalan davulların kaldırılması çok büyük bir yanlış mı olurdu? Sonuçta gece gümbür gümbür çalan bir davul o vakitte uyuyan çocuk ve bebekleri korkutabilir. Ya da hastayı rahatsız edebilir. Bu gelenek tamamen kaldırıldı denilse ne hissedersiniz?

Çoook üzülürdüm. Davul sesi duymadan sahur mu olur, herkes camlara çıkar gecenin o saatinde, birbiriyle iki kelam sohbet eder, olağanüstü bir halde ancak böyle bir durum söz konusu olabilir belki.
Tabi yaşlıları ve bebekleri de düşünmek lazım, arabalarında alarm olanlar belki alarmlarını kapatabilir. Onların sesi davuldan daha çok rahatsız ediyor ve gürültü çıkarıyor.
Bana gelince ben hiç rahatsız olmuyorum davul sesinden hatta çok da keyif alıyorum,
5 yaşında yeğenim var Şafak, davulcu geçerken onu uyandırayım diye bizde kalıyor,
Daha çok küçük ama o da hiç rahatsız olmuyor, hatta çok eğleniyoruz.
Bu güzellikleri kaybetmemeye çalışmalı hatta olabildiğince sahip çıkmalıyız, binlerce turist geliyor yurtdışından bu renkliliği görmek ve yaşamak için.

Unutamadığınız bir Ramazan hatırası var mı?

Artık tam anlamıyla oruç tutmaya başladığım zamanlardı, çünkü çocukluğumda yarım gündü tuttuğum oruçlar. Biraz büyüyüp dayanma gücümde artınca hafta sonları tam gün oruç tutmaya başlamıştım ve bir gün oruç tutarken herkesten gizli çekirdek yemiştim, ama kimseye söylemedim. O günde misafirlerimiz vardı iftarda.
Büyükler beni bir övüyorlar bir pohpohluyor aman da kızımız büyümüş oruçta tutuyormuş aferin sana diye.. Bende hiç bozuntuya verip çekirdek yediğimi söylememiştim ama bir yandan da çok utanmıştım. Ve tabi 61 gün nasıl oruç tutacağım ben diye
kara kara düşündüğümü hatırlıyorum..Bunlar çoğumuzun başından geçen çok tatlı olaylar.

Ramazan ayı için, izleyicilerinize, fanlarınıza, Türkiye’mize vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Tüm İslam Dünyasının Ramazan ayının mübarek ve bereketli geçmesini, dualarımızın, dileklerimizin kabul olmasını diliyorum. Bu güzel ay ile ilgili konuşmak bile keyif verici. İnşallah okuyucularda okurken keyif alır. Hoş geldin Ramazan diyorum, ve duayla diğer Ramazan ayına ulaşmayı umut ediyorum..

Müjgan Gönül Röportajı

BU RAMAZAN SAMANYOLU'NDA BAMBAŞKA


Samanyolu Televizyonu, Ramazan Programını ülkemizin en önemli manevi mekânlarından biri olan Eyüp Sultan'da gerçekleştiriyor.

Efendimizin (S.A.V) övgüsüne mazhar olabilmek için İstanbul'a gelen ve bu beldede şehit olan Ebu Eyyüp El Ensari'nin gölgesinde oruçlarını açmanın tadını yaşamak isteyenler, Samanyolu Televizyonu size hiç unutamayacağınız bir program hazırladı!...

Eyüp Sultan Merkezde yapılacak programda, hem ağırlanan misafirlerle sohbet edilecek hem de diğer aktüel bağlantılarla ilgili yönlendirmeler yapılacak. Ve bu gönüllerde iz bırakacak programın sunucusu Kollama dizisinde Necip Amir rolü ile tanıdığımız Mehmet Özgür!...

Özellikle son yıllarda, Balkanlarda Ramazan, daha bir güzel, daha bir coşkuyla yaşanıyor. Balkanlara giden bir ekip, hem canlı yayında hem de hazırlayacakları bantlarla orada dalgalanan bütün ramazan heyecanını Türkiye'ye ulaştıracak.

Afrika, Orta Doğu ve Ön Asya'ya dört ayrı giden ekipler, dünyanın farklı bölgelerindeki Müslüman ülkelerde yaşanan Ramazan atmosferini ekranlara taşıyacaklar. Gidecekleri ülkelerde, Ramazan ve insan ilişkilerini araştıracak; sosyal ve manevî hayatta ne gibi yansımaları olduğunu görüntüleyecek; ülkemizden binlerce kilometre uzaktaki Müslümanların Ramazan Neşve'sine hepimizi ortak edecekler.

Peki kim bu ekipler!...

Ramazan ayında ekranlarımızın vazgeçilmez yüzü Reha Yeprem ve Veysel Karani Gümüşdereli Afrika'dan, maceracı kişiliği ile hepimizin sevgisini kazanan Murat Yeni, Bosna'dan, ülkemizdeki son durumu bizlere anlatan Asıl Yıldırım, Arnavutluk'tan bağlantılarla evimize, iftar soframıza dünyayı taşıyacak…

Programın içeriğinde Türkçe olimpiyatlarına katılan farklı ülke çocukları da Türkçe ilahiler okuyarak bir kez daha sizleri kendilerine hayran bırakacak!...

Türkiye'nin en önemli kâri'leri, Eyüp Sultan'daki tarihi mekândan canlı olarak okuyacakları Aşrı Şerif'lerle Ramazan Neşve'sinin en güzel şekilde idrak ederek daha bir çok sürprizi oluşturan bir yayınla evlerimize ve gönlümüze huzur verecek bir program Ramazanda bizi bekliyor!..

Her akşam 18:30 da Samanyolu Ekranlarından takip edebileceğiniz bu iftar programız kadar saat 03:00 yayınlanacak olan Sahur programımızda sizleri mest edecek. Yusuf Ziya Özkan ve Dursun Ali Erzincanlı'nın muhteşem sunumu ile içinize sinecek bir Ramazan ayı sizleri bekliyor!.. Bu güzellikleri paylaşmak için hepiniz Samanyolu TV ekranlarına davetlisiniz!..

SamanyoluHaber

SAMANYOLU TV EKRANLARINDA YENİ SEZON


Samanyolu Tv yeni sezonda yepyeni dizilerle ekranlara geliyor...

Kader Çizgisi: İnsanın hayatı boyunca hep keşke kelimesini kullandığı çok yer vardır. Keşke şunu yapmsaydım, keşke yapsaydım gibi... Halbuki hayatımızda ki bazı kareler biz olmadan şekillenmiştir bile. İnsanın işte bu keşke lafını kullanması ile alakalı ve kaderimize olan isyan teşviğinin önüne geçmesinin işleneceği bir format.

Yapımcı: Mustafa Kartal


Kırık Kalpler: Duanın gücü bu dizide işleniyor. İnsanoğlunun elini açıp Yaradan'a yalvarmasının ne kadar önemli olduğundan dem vurulacak bir yapım.

Yapımcı: Melih Sezgin

Dördüncü Osman:İki ortak polis... Bunlardan biri geçmişte yaşayan ve Osmanlı hayranı... Osmanlı'yı su gibi bilen ve kendisine hep Osmanlı'dan hayat dersi çıkartan bir polis. Diğer ortağı da tam tersi teknoloji düşkünü bir polis... Her hafta bir cinayet olayını çözecekler..

Yapımcı: Melih Sezgin

Samanyolu TvEkranlarında Yeni Sezon