13 Ekim 2010 Çarşamba

GÜZ GÜLLERİ 2. Bölüm

Ali'nin ölümü kasabada kargaşaya sebep olur. Savcı suçluyu bulmak için Meryem'i zorlar ama Meryem çocuklarının hayatını tehlikeye atmamak için susar.

Leyla ise Hazım'ı bırakmamaya kararlıdır. Bir şekilde evine kadar girer ve kendi yazdığı oyunu oynamaya devam eder. Gülnihal, içini kemiren şüphelerle Leyla'yı evinden kovar. Ama Leyla'nın kovuluşu, hem Meryem'in hem Bilal'in hem de Hazım'ın kaldıramayacağı bir sonun ilk adımı olur.

Gözyaşı dinmiyor, intikam hırsıyla yanan küçük Bilal tüm gerçekleri yakmak istiyor. Hazım'ın vicdansızlığı ise sona giden yolun başlangıcı oluyor...



8 Ekim 2010 Cuma

KOLLAMA 97. Bölüm

Leyla büyük bir sınav verecek. Ya Yiğit'i vuracak ya da kimliği açığa çıkacak. Necip ise eşinin acısını daha unutamadan kayınbabası Sinan'ın yüzünden daha çok üzülecek...



7 Ekim 2010 Perşembe

TEK TÜRKİYE 111. Bölüm - Tarık Firarda

Resim

Tarık firarda… Dila köyde tek başına mücadelesine devam ediyor. Zelal Dila’ya her türlü destek verirken Tarık’ın hem ölü hem sağ olması durumunu kabullenmeye çalışıyorlar… Tarık ile Dila’yı gören Ağa’nın oğlu Dila’nın adını çıkarıyor, iftira atıyor… Ya Tarık’ın yaşadığı söylenecek tehlike yeni baştan başlayacak ya da Dila’nın adı çıkacak ortada kalacak… Dul kalan Dila için hayat şartları daha da zorlaşırken, Tarık ve Şivan teröre karşı birlik oluyor… Çetin ise Tarık’tan kolay kolay vazgeçeceğe benzemiyor…


6 Ekim 2010 Çarşamba

GÜZ GÜLLERİ 1. Bölüm - İyiyle kötünün, mazlumla zalimin, akla karanın muharebesi!

Resim

Güz Gülleri'nin öyküsü, Türkiye'nin süregelen darbelerle kararmış bir döneminde, Eylül 1980'de başlıyor. Sırtını darbeci sermayeye dayamış Kara Ailesi ile onurlarından ve alın terlerinden başka hiçbir şeyleri olmayan Aydın Ailesi'nin hayatları küçük bir kasabada kesişmiştir.

Bir gün Aydın'ların ve mazlumların trajedisi, Kara'ların bayramı olur. Ancak, hikâyenin kadın kahramanı Meryem Aydın, yaşadığı büyük yıkımlara rağmen evlatlarını, karanlık gölgelerin kirli hesaplarına kurban etmemek için canını dişine takar ve İstanbul'a taşınır. Ne var ki Kara Ailesi de 1980 darbesi ile iyice zenginleşip, güçlerine güç katmak için İstanbul'a geldiklerinde, bu iki aile yine karşı karşıya gelecektir.

1980'i 28 Şubat'a taşıyan süreç; Aydın ve Kara ailelerinin arasında yaşanacak çekişmelerin, aşk çıkmazlarının, yaşam kavgalarının, iktidar hesaplaşmalarının, mazlum-zalim savaşlarının gölgesinde anlatılıyor...

PROGRAM BİLGİLERİ
Yayın Tarihi 6 Ekim Çarşamba 19.50
Yönetmen Taner Tunç Yapımcı Mustafa Kartal Senaryo Taner Tunç
Genel İki ailenin arasındaki çekişmeler, 1980 sonrası yaşananların ışığında anlatılıyor.
Oyuncular Tekin Temel • Füsun Kostak • Yunus Emre Yıldırımer Yapım Yılı 2010 Ülke Türkiye

1 Ekim 2010 Cuma

KOLLAMA 96. Bölüm - Devletin kara kutusunun peşinde

Yeni yönetmen, yeni oyuncular ve güncel senaryosu ile 'Kollama' sezonun ilk bölümüyle ekrana geliyor.

Resim

Yapımcılığını Mustafa Kartal'ın, yönetmenliğini Barış Yöş'ün yaptığı Kollama'nın kadrosuna Yeşilçam'ın usta ismi Eşref Kolçak da dahil oldu. Kolçak, dizide gizli bir kurumun başında bulunan Mazhar Bey'i oynuyor. Güncel konuların senaryolaştırıldığı dizinin bu haftaki bölümünde 'Ergenekon'un şifreleri ele alınıyor. Diziye devletin gizli saklı tüm sırlarını taşıyan kara kutu hükmündeki bir kitabın çalınması konu ediliyor. Bu haftaki bölümde ayrıca Yiğit ve İKT'den sonra oluşan boşluğu kimin dolduracağı ve yeni kurulacak birimin başına gelen efsane ismin kimliği de açıklanıyor. Bu bölümle ilgili diğer ayrıntılar ise şöyle: Necip Komiser, Hüner'in ölümünden sürekli kendini suçlamaktadır. Kızı Nurbanu da böyle düşünmektedir. Necip'in kayınpederi ise çocukların velayetini almak istemektedir. Yiğit, Hüner, Rana ve Memduh'u kaybeden Necip, çocuklarından ayrılmayı hayal dahi edemez. Bu esnada Pikeas, Necip'e Hüner'in ölümü hakkında ilginç bilgiler verir. Necip her ne kadar Pikeas'a güvenmese de aklına şüpheler düşmüştür.

24 Eylül 2010 Cuma

KOLLAMA 4. Sezon Genel Hikayesi

Resim

Yapımcı: Mustafa Kartal
Yönetmen: Barış Yöş

Kollama dizisi 4. Sezon Genel Hikayesi:

Birileri Türkiye'nin kara kutusu sayılacak bir kitabı çalmıştır. Devletin özenle kozmik odasında sakladığı bu kitapta, geçmişten günümüze Türkiye’nin tarihine yön vermiş suikastlerin, provakasyonların, komploların failleri, planları, nedenleri tüm detaylarıyla bir bir yazmaktadır. Ama kitabın çalınma nedeni bu değildir. Bu kitap öyle büyük bir sır taşımaktadır ki kitabı ele geçiren yarının Türkiyesini ele geçirecektir. Kitabın sayfaları arasına Geleceğin Süper Gücü Türkiye satır satır şifrelenmiştir. Devletin kalbine, kara taşın üzerindeki kara karınca gibi yerleşmiş olan Erkenkondu bir yandan, Vatikan, mossad, CIA bir yandan; herkes kitabın peşine düşmüştür. Giderek bir efsane büyür: Kitap kimine Ergenekondan Çıkış. Kimine Davudun Kılıcı. Kimine Mesih. Kimine Deccal olur.

Elbette Devlet Boş durmaz. İstihbaratın efsane ismi Mazhar Bey’i kitabı bulmak ve ait olduğu yere koymakla vazifelendirir. Mazhar Bey’in bu işi çözeceğine inandığı gizli bir silahı vardır: Yiğit Gündüzalp. Üç ay önce Azrail'in elinden çekip almıştır onu. Şimdi devletin selameti için gizli operasyonlarla kitabın izini süreceklerdir. Öte yandan Karısının intikamı peşine düşen Necip’in de kitapla yolu kesişir. Hünerin katilleri kitabın satırları arasındadır. Necip de kitabın peşindedir.

Öyle bir kitap ki kötünün elinde lanet, iyinin elinde rahmet olur…

Öyle bir kitap ki, aramakla bulunmazmış. Ama bulacak olanlar arayanlarmış…

Öyle bir kitap ki henüz yazılmış değil. Henüz okunmuş değil. Mazhar beyin çökerttiği her Erkenkondu hücresinde, yiğitin ve necibin attığı her kurşunda kendini yazmakta bu kitap. Erkenkondu hücre hücre çöktükçe kitap kendini yazmakta, Geleceğin Türkiyesi satır satır oluşmakta.

Belki de bu kitap çalınmış filan değil. Yazılmış hiç değil. Yok bu kitap hiç olmamış. Bu kitap devletin içine çöreklenmiş olan Erkenkondu çetesinin kuyusunu kazımak için uydurulmuş bir oyun.

Bir muamma bu kitap… Bir bilmece… Bir kör düğüm… Ancak bulunduğunda, tabi bulunursa. Ancak okunduğunda, tabi okunursa. Ancak çözüldüğünde tabi çözülürse…