24 Eylül 2011 Cumartesi

Farklı Desenler 43. Bölüm - Feride, Kayınpederinin Büyük Sırrını Öğreniyor...

Şeref'in çocuklarından kurtulmak isteyen Pınar, Feride'ye bir iyilik yaparak çocuklarını ona verir. Pınar'ın yardımıyla çocuklarına kavuşan Feride ise bu sevincini tam anlamıyla yaşayamadan ikinci bir sürprizle sarsılır. Feride'nin en yakınından gelecek bu darbe onu çok büyük bir hayal kırıklığına uğratacaktır.

Ailesini karşısına alan Hayrettin Bey ise yaşadığı olayları kaldıramayarak fenalaşır. Durumu haber alır almaz hastaneye koşan Feride, kayınpederinin büyük sırrına ortak olur. Yaşar ve Leyla'nın umuda yolculuğu ise hiç beklemedikleri bir yerde ve beklenmedik bir şekilde sona erecektir.





Farklı Desenler 43. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.
Farklı Desenler 43. Bölüm


Samanyolu TV'nin çok beğenilen dizisi Farklı Desenler Pazar günü saat 19:45'te sizlerle...

23 Eylül 2011 Cuma

Zikir, Fikirle Beslenirse Meyve Verir

Sofîlerce, Allah'ın ad ve unvanlarının teker teker veya birkaçının bir arada anılması ve tekrar edilmesi şeklinde anlaşılan zikir; anmak, hatırlamak, varlığın koridorlarında gezerken hemen her nesneden Allah'a ait bir mesaj almak ve O'nu ins-cin herkese ilan etmek demektir.

Cenâb-ı Hakk'ı mübarek isimleriyle yâd etmek, sıfât-ı Sübhâniyesiyle anmak, ef'âl-i ilâhiyesiyle hatırlamak ve "Allah şu işleri nasıl da bin bir hikmetle yapıyor" diyerek takdir ve minnet hislerini ifade etmektir zikir.

Zikir, bazen mücerret bir yâd etme şeklinde olur; bazen onunla beraber bir fikir ve tefekkür de bulunur. Bazen kalbinizde takdir ve tebcil hisleri coşar ve Allah'ın ululuğunu, azametini temâşâ ettiğiniz o an içinizden "Allahu Ekber" demek gelir. Bazen, O'nun sonsuz nimetlerinin sağanak sağanak boşalması karşısında gönlünüzde "Elhamdulillah, elminnetü lillah, eşşükrü lillah" diye bağırma, Cenâb-ı Hakk'a minnet ve şükranlarınızı ifade etme arzusu hasıl olur. Bir başka zaman, Allah Teâlâ'yı şerikten, nazîrden, zıdd u nidden tenzih sadedinde ya da bazı insanların bir kısım işleri falana, filana veya kendilerine isnâd etmeleri karşısında, "Her şeyin fâili Allah'tır; O, işine başkalarının karışmasından muallâdır, müzekkâdır.. O Sübhân'dır.." der, "Sübhânallah" diye haykırmak istersiniz. Mesela, bir belgeselde, insan fizyolojisiyle, anatomisiyle ya da ruhun fizikî yapı üzerindeki tasarruflarıyla alâkalı baş döndüren icraât-ı Sübhâniyeyi gördüğünüz zaman, art arda "Sübhânallah" sözü dökülür dudaklarınızdan; Allah'ı anarsınız, "Ne büyüksün Rabb'im, Sen Ahsenü'l-Hâlıkîn'sin" demek gelir içinizden. Bir musibete maruz kaldığınız ya da bir belanın def ü ref'ini gördüğünüz zaman da, yine O'nun merhameti, hıfzı ve inayeti ile alâkalı mülahazalar gelir aklınıza; gelir de siz "Yâ Fârice'l-hemm, yâ Kâşife'l-gamm" yakarışlarıyla bir kere daha O'nu yâd eder ve "Ey sıkıntı ve tasaları kaldıran, ey gam ve kederleri gideren" diyerek O'na yönelirsiniz. Bunların her biri, değişik şekillerde O'nu zikretme demektir ve hadiselerin insan gönlünde tetiklediği duygularla meydana gelen zikirlerdir.

Bütün Azalarla Zikir

Zikir, hem dil, hem kalb, hem beden, hem de vicdanla yerine getirilen bir vazife ve bir kulluk borcudur. Cenâb-ı Hakk'ı o güzel isimleriyle, kudsî sıfatlarıyla yâd etmek, O'na hamd ü senâda bulunmak ve tesbîh u temcîdlerle gürlemek, yerinde Kitab'ı okumak, yerinde de aczini, fakrını duâ ve münâcât lisânıyla ilân etmek... dil ile yapılan birer zikirdir. Allah'ın varlığına dair delillerin mülâhazasıyla oturup kalkmak, enfüsî ve âfâkî yollarla varlık ve varlığın perde arkası sırlarını araştırmak; varlık kitabında sürekli parlayıp duran ve her an bize ayrı ayrı şeyler fısıldayan İlâhî isim ve sıfatları düşünmek ve basiret yoluyla uhrevî güzellikleri temâşâ etmek de bir kalbî zikirdir. İlâhî emir ve yasakları, kulluk adına yapılan teklifleri vicdanında hissederek, iştiyakla emirlerin ifâsına koşmak ve derin bir mes'ûliyet şuuruyla yasaklardan kaçınmak da bedenî zikirdir.

Öyleyse, bizim bütün ibadetlerimiz, zekâtımız, orucumuz, haccımız ve namazımız da birer zikirdir. Mesela, namaz, potansiyel olarak hatırlatıcı bir güce sahiptir. Namaz kılmak, Cenâb-ı Hakk'ın emrine bir riâyettir ama aynı zamanda Allah'ı anmaya da bir vesiledir. Kur'ân-ı Kerim, "Ve ekımi's-salâte lizikrî-Beni hatırlamak için namaz kıl." mealindeki âyetle bu hakikati hatırlatır.

Ayrıca, Kur'an-ı Kerim mealen şöyle buyurmaktadır: "Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde, düşünen insanlar için ayetler vardır. Onlar ki, Allah'ı kâh ayakta divan durarak, kâh oturarak, zaman zaman da yanları üzere uzanmış olarak zikreder, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve derler ki: "Ey büyük Rabb'imiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz. Sen bizi o ateş azabından koru!" (Âl-i İmran, 3/190-191) Ayet-i kerimelerde zikirden sonra tefekkür nazara verilmekte ve zikir tefekküre bağlanmaktadır. Ayaktayken, oturuyorken ve uzanmışken Allah'ı zikreden, uzanmış haldeyken bile bir iç anışla da olsa O'nu zikretmelerini kesmeyen ve hayatlarının her safhasını, hemen her faslını zikirle derinleştiren insanların, ömürlerini sürekli zikir-fikir arası seyahatlerle mânâlandırdığı ifade edilmektedir.

Bu ayet-i kerimeyle ve zikir-fikir münasebetiyle alâkalı olarak Hazreti Âişe der ki: Bir gün Resûlullah yanıma geldi ve "Âişe, bu gece Rabb'ime ibadet etmem için bana izin verir misin?" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resûlü, ben senin yakınlığını da severim, isteklerini de." dedim. Kalktı, odadaki su ibriğine vardı, abdest aldı, suyu çok da dökmedi, sonra namaza ve Kur'ân okumaya başladı. Çok geçmedi ki ağlamaya durdu. O kadar ağladı ki gözyaşlarının yeri ıslattığını gördüm. Sonra Bilâl geldi, kendisine sabah namazını bildiriyordu. Baktı ki O ağlıyor, "Ey Allah'ın Elçisi, dedi, Allah Teâlâ senin geçmiş ve gelecek günahını affetmiş olduğu halde ağlıyor musun?" "Ey Bilâl, buyurdu, şu halde ben şükreden bir kul olmayayım mı?" Bundan sonra buyurdu ki, "Nasıl ağlamayayım, Allah Teâlâ bu gece "inne fi halkıssemâvâti vel ard..." ayetini indirdi. "Resûlullah bunu söyledi, sonra da "Vay onu okuyup da, o konuda tefekkür etmeyenlere! Vay onu çeneleri arasında çiğneyip de onun hakkında derince düşünmeyenlere!" buyurdu.

ÖZETLE:

1- Zikir, en geniş anlamıyla; anmak, hatırlamak, varlığın koridorlarında gezerken hemen her nesneden Allah'a ait bir mesaj almak ve O'nu herkese ilan etmek demektir.

2- Zikir, hem dil, hem kalb, hem beden hem de vicdanla yerine getirilmesi gereken bir vazife ve bir kulluk borcudur.

3- Kur'an-ı Kerim'de zikirden sonra tefekkür nazara verilmekte ve insanların, ömürlerini sürekli zikir-fikir arası seyahatlerle manalandırması gerektiği ifade edilmektedir.

Maceracı Mardin - Tam 7 Bin Yıllık Mesaj Sizlerle

Resim


Maceracı, farklı kültürlerin buluştuğu yerde...

Türkiye'yi karış karış gezen Maceracı, bu hafta yedi bin yıllık tarihe sahip, birçok kültürü içinde barındıran Mardin'de...

Mardin'in eşsiz güzelliklerini ekrana taşıyan Maceracı, Mardin çarşıları ile yörenin kültürel güzelliklerini izleyicilerle paylaşıyor. Mardin'de eğlence gecelerine katılan Murat Yeni, birbirinden güzel Mardin türkülerini izleyenlerle buluşturarak, türküler eşliğinde "reyhani" oyununu ekrana getiriyor.

Yeni, Mardin'in tarihi ve turistik yerlerini, yöresel halk oyunları grubunun oynadığı muhteşem oyunları, Mardin'e has tadına doyulmaz lezzetleri, Kasımiye Medresesi'ni, meşhur kuzu dolmasını, üç bin yıllık tarihi bulunan telkari sanatını ve taş oymacılığını çok özel görüntülerle ekrana taşıyor.






Maceracı Mardin Bölümünü Küre TV'den izleyebilirsiniz.
Maceracı Mardin Bölümü
Maceracı, Yeni Bölümü ile 23 Eylül Cuma 21:20'de Samanyolu TV'de ve aynı zamanda Küre TV'de...

21 Eylül 2011 Çarşamba

Ve İnsan Aldandı Sona Erdi

Samanyolu Televizyonu'ndan alınan bilgilere göre yaz sezonunda ekrana gelen "Ve İnsan Aldandı" isimli dizi, 10. bölüm itibarı ile sona ermiştir.


Ve İnsan Aldandı Sona Erdi

Şifa Niyetine 26 Eylül Pazartesi Başlıyor!

Resim

Resim




Tansiyon Neden Yükselir? A'dan Z'ye Beslenme!
Stresle Mücadelenin Altın Kuralı! Kronik Rahatsızlıklar!

Sağlıklı Bir Yaşam İçin 'Şifa Niyetine' Yakında Samanyolu'nda...


Resim



Şifa Niyetine 26 Eylül Pazartesi Başlıyor!

20 Eylül 2011 Salı

Farklı Kültürlerin Kesişme Noktası - Davetsiz Misafir Bu Hafta Hatay'da

Davetsiz Misafir bu hafta, semavi dinlerin ve farklı kültürlerin kesişme noktası olan Hatay'dan ekrana geliyor.

Ünlü türkücü Turgay Başyayla, önce tarihi dokusu ve köklü kültürü ile Hatay'da isim yapmış olan Şenköy'ü ekrana getiriyor. Burada Hatay'ın yöresel lezzetlerinden olan peynir helvası, tuzlu yoğurt ve Hatay'ın olmazsa olmazı biberli ekmeğin yapımını ekrana taşıyor.

Başyayla, daha sonra Hatay'ın Belen ilçesinde düzenlenen güreş müsabakalarına katılarak beş bin yıllık bir geleneği ekrana getiriyor. Kırıkhan ilçesinin Gölbaşı köyüne yolu düşen Davetsiz Misafir, burada da farklı bir geçim kaynağı olan kurbağa avcılığını ve kurbağa avlamanın ince detaylarını izleyenlerle paylaşıyor.

Dünyanın en kaliteli ney kamışlarının yetiştiği Hatay'ın Samandağı ilçesini de unutmayan sunucu, Hatay'ın ney ustalarından Alper Bey'le birlikte geleneksel üflemeli çalgımız olan ney yapımını ekranlara taşıyor. Türkücü son olarak, 1982 yılında Afgan-Rus savaşı sonrasında yurtlarını terk etmek zorunda kalıp Hatay'ın Ovakent beldesine yerleşen Özbek soydaşlarımızın evine konuk oluyor.