6 Nisan 2012 Cuma

Yepyeni Yarışma Kelime Zinciri Samanyolu TV'de Başlıyor

Yepyeni Yarışma Kelime Zinciri Samanyolu TV'de Başlıyor!

Resim

Bol heyecan, yüksek tempo, doğru bilgi ve sınırsız eğlence izlenme rekorları kıran ''Kelime Zinciri'' hoş final formatıyla şimdi de Samanyolu'nda...




Samanyolu TV'de yepyeni bir yarışma başlıyor. Dünyada izlenme rekorları kıran yarışma programı Kelime Zinciri çok yakında Samanyolu TV'de...

Türkiye'nin ve Dünyanın Her Yerinde İlgi Görüyor

Türkiye'nin ve Dünyanın Her Yerinde İlgi Görüyor

Resim

Türkiye'nin ilk özel Kürtçe televizyon kanalı Dünya TV, sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da değil, Türkiye'nin ve dünyanın her yerinde yaşayan Kürt vatandaşların hislerine tercüman oluyor.

Türkiye'nin ilk özel Kürtçe televizyon kanalı Dünya TV, sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da değil, Türkiye'nin ve dünyanın her yerinde yaşayan Kürt vatandaşların hislerine tercüman oluyor.

Kürt müziğine geniş yer ayıran kanal, çok sayıda Kürt sanatçının kliplerini yayınlıyor. Bazı müzik kanalları klibini yayınladığı sanatçılardan ücret alırken, Dünya TV yayınladığı bütün kliplere ücret ödeyerek Kürt müziğine destek sağlıyor. Dünya TV Genel Yayın Yönetmeni Remzi Ketenci, yayınladıkları eski eserlerin sahipleri hayatta değilse vârislerinin haklarını korumak için de özen gösterdiklerini belirtiyor.

Tek amaçlarının yıllarca yasaklanan Kürtçenin hissiyatını oluşturan ögeleri bir araya getirmek olduğunu belirten Ketenci, ''İnsanlar 30 yıl önce gizli gizli Erivan Radyosu'ndan dinledikleri müzikleri şimdi klibiyle izliyor ve ağlıyor. ''dedi.

Türkiye'de sanatçılara ait eserlerin haklarını koruyan çatı kuruluş Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜYAP) aracılığıyla, birçok eser, radyo ve televizyonlarda yer buluyor. Kanalların belli bir ücret ödeyerek anlaşma yaptığı bu çatı kuruluşun yanı sıra sanatçılar özellikle tematik müzik kanallarına popülerliğini artırması için ek para ödeme yoluna gidiyor. Bazı yerel televizyonlar da sanatçılardan klip yayınlamak için ücret alıyor. Dünya TV ise şirketi bulunmayan sanatçılarla da telif sözleşmesi imzalayarak onların hakkını koruyor. 

Yasaklı yıllarda Kürt halkının hissiyatını müziğin temsil ettiğini vurgulayan Ketenci, ''İnsanlar ekranda müziği duyduğunda kendi geleneklerini ve hissiyatını da yakalamış oluyor. Biz Türkiye'nin rengini ortaya çıkarıyoruz. Sakarya'dan bir izleyici telefon açıyor ve anlamamasına rağmen, bizden bu tür müzik programlarının sayısının artırılmasını istiyor. Müzikleri beğenerek dinlediğini söylüyor. Bu da ne kadar doğru bir iş yaptığımızı gösteriyor.'' diyor.


Türkiye'nin ve Dünyanın Her Yerinde İlgi Görüyor

Caillou’ya Rakip Geldi!

Resim

Tüm dünya çocuklarını ekran başına çeken fenomen çizgi karakter POKOYO, arkadaşları fil, köpek ve uyuyan kuşla birlikte Türkiye’ye geldi.

Sevimli kahraman POKOYO, çocukların hayallerini güçlendiriyor. İçlerindeki sanatçıyı, bilim adamını, polisi, öğretmeni, müzisyeni, aşçıyı bulmalarını sağlayarak keşifleri destekliyor. Öğrenmeye meraklı, eğlenceli, sevimli, arkadaş canlısı POKOYO, minikleri eğlenerek öğrenmeye davet ediyor.

Miniklerin duru, meraklı ve hızlı zihinlerine; hayatın detaylarını neşeli, çok renkli ve çok sesli sunan POKOYO’nun birbirinden güzel maceraları, her sabah saat 08.30’da Yumurcak TV’de.

POKOYO Hakkında:

İzlenme rekorları kırarak 150 ülkenin küçük izleyicileriyle tanışan ve 25’in üzerinde ödül kazanan POKOYO, miniklere her bölümde kendilerini ve çevrelerini tanımaları için rehberlik ediyor. Çocuklara doğru tutumlar kazanmaları için yardımcı olacak sevimli karakter POKOYO, miniklerin zihin gelişimine katkıda bulunarak her bölümünde yepyeni kelimeler öğretiyor.

Resim

0-6 yaş arasındaki miniklere hitap eden POKOYO, neşeli şarkıları, oyunları ve görsel çeşitliliğiyle dünya çocuklarının gözdesi.




Caillou’ya Rakip Geldi!

5 Nisan 2012 Perşembe

Davetsiz Misafir Malatya Bölümü

Davetsiz Misafir Malatya'da...

Resim

TRT 6 kanalında yayınlanan ve çekimleri ilçede devam eden Siya Memu Zin'' dizisinden sonra, özel bir kanalda yayınlanan ''Davetsiz Misafir'' programı da Arapgir'de çekildi. Arapgir ilçesi, televizyonların ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Samanyolu televizyonunda yayınlanan 'Davetsiz Misafir' adlı programın ekibi Arapgir'i anlatan çekimler yaptı. İlçede 2 gün süren ve Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu'nun da eşlik ettiği çekimlerde, sosyal, kültürel yönler, gelenek, görenekler ile tarihi mekanlar tanıtıldı.

Sanatçı Turgay Başyayla'nın hazırlayıp sunduğu programda, kadınların hazırladığı 40 çeşit yemek ve davullu, zurnalı yöresel oyunlar da sergilendi.




Davetsiz Misafir Malatya Bölümünü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Davetsiz Misafir Malatya Bölümü

Davetsiz Misafir programı 'Malatya' bölümüyle, 4 Nisan Çarşamba günü saat 23:00’da Samanyolu’nda...

Ayna Bangladeş'te

Ayna bu hafta Bangladeş'te

Resim

Ayna olarak rotamızı Güney Asya ülkelerinden Bangladeş’e çevirdik şimdi de. Toprak bakımından dünyanın en küçük, nüfus yoğunluğu açısından dünyanın en kalabalık ülkelerinden birisi Bangladeş. Nüfusunun yüzde 89’u Müslüman. 6 bölgesi, 64 tane ili var bu kalabalık ülkenin. Başkent Dakka’dan sonra en önemli şehirleri Cittagong, Silet, Kulna, Raşai ve Barışal.

1971 yılında Pakistan’dan ayrıldıktan sonra bağımsızlığına kavuşan Bangladeş’in bağımsızlık anıtını geziyoruz. Bengallerin bağımsızlıkları için tarihte yaptığı mücadeleyi simgeliyor bu devasa anıt. Turistlerin gezdikleri yerlerin başında geliyor bağımsızlık anıtı.

Ülkenin halkının çoğunluğu fakir. Bazı insanlar koralbosti denen teneke evlerde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Göletlerin hemen kıyısına kurulan bu evlerde toplam 4 bin insan yaşıyor. Zaten kalabalıkla iç içe yaşayan bu fakir halk bir de su baskınlarıyla baş etmek zorunda kalıyor. Evlerine sandallarla gidiyor bu teneke evlerin mağdur insanları. Teneke evlerin hemen karşısında yükselen modern binaları görünce tam bir zıtlıklar ülkesi olduğunu hemen anlıyoruz Bangladeş’in.

Dakka sokaklarında ilk gözümüze çarpan rikşalar oluyor. Toplam 1 milyon rikşa geziyor yollarında. Bisiklet rikşa ve oto rikşa olarak ikiye ayrılıyor bu küçük ulaşım araçları. Oto rikşaların renginin yeşil olması doğalgazla çalışmasındanmış. Halkın çoğunluğu ucuz olmasından dolayı bu ulaşım aracını tercih ediyor. Ancak bu kadar çok rikşa olunca neredeyse otomobillere yer kalmamış Dakka sokaklarında.Bangladeş otobüsleri eski, kaportasına çarpılmış ya da boyası çizilmiş olmasına rağmen yolcu taşımaya devam ediyor.

Dakka’nın balık haline gidiyoruz erken saatlerde. Saat 8’den sonra balık kalmıyor pazarda. Kalabalığın arasına karışıyoruz biz de. Tatlı su balıklarının yanında Okyanustan trenle getirilen balıkları da görüyoruz. Büyüklü küçüklü çok çeşitli balıklar satılıyor bu halde.

Yönümüzü bir tren yoluna çeviriyoruz şimdi de. Trenin geçerken çıkardığı gürültüler arasında yaşamlarını sürdürmeye çalışan insan manzaralarıyla karşılaşıyoruz. Bu tren yolu kimisi için bir şeyler satarak ekmek parası kazandığı yer, kimisi için yemeğini pişirdiği bir mutfak, kimisi için de bir açık hava berberi oluyor. Hepsi farklı sebeplerden bir araya gelmişler ancak hepsinin amacı aynı; yaşamlarını sürdürebilmek. 

Bambu mobilyalar çok yaygın bu ülkede. Üretiminin yapıldığı bir mekanı ziyaret ediyor Ayna ekibi. Masadan sandalyeye her türlü mobilya yapılabiliyor burada.

Ülkede büyük parklar var. Sokaklardaki keşmekeşten, gürültü kirliliğinden kaçmak isteyenlerin en gözde mekanları bu büyük parklar. Bizimle birlikte büyük bir kalabalıkta bizi takip ediyor. Çekim yaptığımızı görenler peşimize takılıyor bu parklarda.

Şehrin biraz dışına çıkınca dumanlar yükseliyor fabrika bacalarından. Onlarca tuğla fabrikasından birini ziyaret ediyor Ayna ekibi. Üretim elle yapılıyor. 14 saat hiç durmadan çalışan işçiler stok için tuğla yetiştirmeye çalışıyor. Çünkü yılın 6 ayı yağmurlardan dolayı buralar sular altında kalınca üretim de duruyormuş. Bu dönem için de stok yapmak zorunda kalıyorlar. Aldıkları ücret günde sadece 2 dolar olsa bile onlar dur durak bilmeden çalışmalarına devam ediyorlar.


Ayna - Bangladeş bölümünü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Ayna - Bangladeş Bölümü

Sızıntı Dergisi 34. Yılını Kutluyor

Sevgi ve Hoşgörü ikliminde yaşamak isteyenlerin dergisi Sızıntı 34 yaşında...

Resim

Yıllardan bir yıl, aylaran bir ay, günlerden bir gün bugün durmuyor, zaman geçip gidiyor. Hayat uçsuz bucaksız bir sahne dolup boşalıyor. Hareket, akış veya devre dair nasıl ifade edersek edelim, ilahi ilmin kudreti bir bir tecelli ediyor.

Heran herşey yeniden var oluyor. Geçmişte kol kola akıyor. Şimdiki zaman noksansız bir hakikat yitimsiz bir çizgide sürüp gidiyor. Cisimleri, isimleri, hesapları ve bütün hikâyeleri aşan bir şeyler var kâinatta...

Duyulanın ötesinde duyulmayan, görünenin ötesinde görünmeyen, hissedilenin ötesinde hissedilmeyen, bilinenin ötesinde bilinmeyenler var. Var olan herşey insan için, insana sesleniyor. '' Sızıntı hiç ara vermeden tam 34 yıldır bu sese tercüman olmaya çalışıyor.'' Dile kolay 34 yıl hayatı okumanın ve okutmanın sadakatine inanarak ortaya koyan tam 408 sayı...

Bir dergi okuruna ne verir ne katar, düşüncelerini ne kadar değiştirir, hayallerinin ufkunu nerelere taşır, işte aradan geçen bunca zaman yayınlanan bunca sayı, bu soruya Sızıntı ile cevap verdi....

Varlığı, hayatı, hadiseleri bütün bunların merkezindeki insanı yorumlarken çok boyutlu, farklı, zengin ve renkli bakış açıları sundu Sızıntı...

Mütevazi duruşuna rağmen yazdıklarıyla her zaman en çok okunan ve konuşulan bir dergi oldu. Okurunu gündelik kısır döngülerin ağında oyalamadı Sızıntı. Fantezi ürünü teorilere prim vermedi, araştırdı, var olanı yeniden keşfetti, paylaştı. İlimle dini varlıkla okurlarını buluşturdu, sevgiyle söyledi, hoşgörüyle yaklaştı...

Fayda odaklı ve kendine özgü bir yayın anlayışını benimsedi zamanla anlaşılan ve geniş kitleler tarafından kabul gören bu bakış açısı sadece okuruna değil akademik ve ilmi çevreler içinde bir kazanım oldu...

Yayınlarının merkezine hakikat, ilim ve araştırma aşklarından beslenen varlığa dair tespitlerini koydu. Tek bir 
hakikatin farklı yüzleri olan Allah kâinat, insan ve hayatı birlikte okudu ve yorumladı Sızıntı. Herkesi kendi konumunda kabul etti. Farklılıkları zenginlik olarak gördü, insanı ve insani olana verdiği değer ve kıymetin bü
yüklüğü, berraklığıyla hayatı ve hadiseleri daha net yorumladı, cevabını bekleyen asırlık sorular Sızıntı'yla cevap buldu...

Ferdin, toplumun ve düşüncenin nabzı daha sağlıklı atmaya başladı. Sızıntı ile beraber bir nesil büyüdü. Onunla tanışanlar onu okuyanlar dünyaya farklı pencereden bakmayı öğrendiler. Kâinatı, bilimi, teknolojiyi, sanatı, tarihi farklı okumalarla yeniden anlamlandırma kabiliyeti kazandılar. Sıza sıza göl oldu, deniz oldu, okyanusları aşan, kıtalara ulaşan, düşünceleri canlandıran bir fikir pınarı oldu Sızıntı...

Daha çok insana ulaşma gayreti onu tirajıyla da bir istikrar abidesi haline geldi.İlk sayısında 6.000'i ancak bulan dergi şimdilerde 1 milyona yaklaşan tirajıyla altı kıtada okunuyor. Her biri içtimai sosyal manifestoya dönüşen başyazılarının yanında ilim, teknoloji, tıp, biyoloji, botanik, fizyoloji, astronomi, jeoloji, fizik, kimya, tarih, tasavvuf, edebiyat, ekoloji, pedagoji, sosyoloji, psikoloji gibi birçok konuyu evrensel ve ilmi kriterler ile ele alan Sızıntı, dün olduğu gibi bugünde ilim ve kültür dünyamızın önemli referanslarından biri...

Sızıntı, yayıncılık tarihimizde ilkleri hayatımıza geçiren bir dergi Türkiye'de sesli yayıncılığı başlatan Sızıntı, zaman darlığı yaşayan ve görme engeli olan okurları için www. sizinti.com.tr web adresinden sesli yayın yapıyor. Derginin web sitesi ayrıca bütün yazı ve sayıları ihtiva eden benzersiz arşiv özelliğine sahip Sızıntı dergisi, günümüzün en popiler iletişim araçları aifon ve androit kullanıcıları tarafından rahatlıkla kullanılabiliyor.

''Sızıntı, 34 yıl önce başlayan keşif yolculuğuna bitmeyen enerjisiyle devam ediyor.''




Sızıntı Dergisi 34. Yılını Kutluyor