9 Eylül 2012 Pazar

Maceracı Ağrı'da

STV’nin Maceracı programının sunucusu Murat Yeni, İshak Paşa Sarayının ziyafet salonunda Doğubayazıt’a özgü meşhur Abdigör köftesinin yapım şeklinin çekimlerini yaptı.

Resim

Sunucu Murat Yeni, Program Yapımcısı Mustafa Gözüm, Genel Koordinatör Mehmet Eren, Görüntü Yönetmeni Sait Küçükşahin oluşan Maceracı ekibi Doğubayazıt’a gelerek tarihi İshak Paşa Sarayında çekimler yaptılar.

İshak Paşa Sarayından çıkma olan Abdigör köftesinin yapım şeklinin nasıl olduğu ve bu ismi nereden aldığının öyküsünün araştıran Maceracı çekim ekibine İshak Paşa Sarayının ziyafet salonunda Doğubayazıt’lı hanımlar tarafından köftenin yapımı ve öyküsü anlatıldı.

Abdigör köftesinin tanıtımının yanı sıra İshak Paşa Sarayı’nın tanıtımı Maceracı ekibince yapılan çekimlerle önümüzdeki Cuma günü STV’de yayınlanacaktır.

Ekibin çalışmalarına Doğubayazıt Kaymakamı Nurettin Dayan ve Doğubayazıt Kaymakamlığı Mütercimi Muhlis Lortoğlu yardımcı oldular. Çekim sonrası Maceracı ekibi tarihi Beyazıt kalesinden güneşin batımı çekimini de yapıp daha sonra Doğubayazıt’tan ayrıldılar.

Maceracı Ağrı'da

Aile Rehberi - Çocuk Eğitiminde Ailenin Önemi

Çocuk Eğitiminde Ailenin Önemini anlatıyor... 

Resim

Aile Rehberi programında, Psikolog Yasemin Yalçın Aktosun, Dr. Figen Barlas ve Ayşegül Altan, çocuk eğitiminde ailenin önemini anlatıyor... 

Çocuk eğitiminde anne babanın rolü nedir? 

Ebeveynlerin çocuk eğitiminde dikkat etmesi gereken hususlar neler olmalı? 

İlk eğitim yuvası aile mi? Sorularına cevap arıyorlar. 

Aile Rehberi, cumartesi 21.00'da Mehtap TV'de... 

Soru ve görüşleriniz için ailerehberi@mehtap.tv

Aile Rehberi - Çocuk Eğitiminde Ailenin Önemi

Farklı Desenler'de Hasret Sona Eriyor!

FARKLI DESENLER'DE HASRET SONA ERİYOR!
HER ŞEY ÇOK FARKLI OLACAK!..


Geçtiğimiz sezonu çok tartışılacak bir finalle kapatan
Farklı Desenler'de hasret sona eriyor. Bu ayın ikinci
yarısından itibaren ekrana gelecek olan dizinin hayranlarını,
yine bol aksiyon ve heyecan dolu bir sezon bekliyor.


Hatırlandığı gibi tüm sorunların üstesinden gelerek anne-babasına 
ve çocuklarına yeniden kavuşan Feride için biz bile umutlanmıştık. 
Ancak Pınar'ın bitmek bilmeyen kini ailenin mutlu olmasına gene izin vermedi 
ve en güzel günlerinde patlayan bir bombayla her şey bir anda darmadağın oldu.

Yeni sezon hikayemiz, olayın üzerinden tam 5 yıl geçtikten sonra başlıyor.
Yaşanan talihsizliklerin ardından yaşamın, bir tesbihin taneleri gibi 
farklı köşelere attığı kahramanlarımızın hayata tutunma gayretlerine 
şahitlik ediyoruz. Tabi ki "umut" bu konuda en büyük motivasyonları.

Son yaşananlar Feride'yi çok hazin bir yere götürürken, büyüklerin yaşadığı 
sorunların en çok etkilediği çocuklar; fıtratlarındaki saflıkla umutlarını 
kaybetmeseler de, büyüdükçe hayatın gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalmışlardır.

Geçen sezon muradına eren Pınar'ı ise son olarak bir uçurumdan yuvarlanırken görmüştük. 
Yeni bölümlerde Pınar'ın başına gelenler gizemini korumaya devam etmektedir.

Yıllardır bir aile olmayı başaramamış kahramanlarımız bu sezonda 
bunu başarabilecek mi bilmiyoruz ancak bildiğimiz bir şey varsa;
Farklı Desenler'de bu sezon izleyicileri son derece heyecanlı bir sezon beklediği...

Geçtiğimiz sezonu bomba bir finalle kapatan Farklı Desenler, üçüncü 
sezona yine sürükleyici bir hikaye ve başarılı oyuncularla merhaba diyor.
Beraberinde çok farklı sürprizleri de getiren dizi, 17 Eylül'den itibaren seyirciyle buluşacak.

Farklı Desenler'de Hasret Sona Eriyor!

5 Eylül 2012 Çarşamba

Gönül İklimine Doğru - Yakında Samanyolu'nda

"İki Dünya Arasında", "Kendimize Doğru" ve "Küçük Kıyamet"ten sonra bir kurtarma timinin hayat 
hikayelerini ekrana yansıtacak bir dizinin daha hazırlığında olan Samanyolu Tv'nin seyircilerine 
bir diğer müjdesi ise, hapishaneye düşmüş mahkumların hayatlarının konu edildiği bir dizi olacak.


Anadolu'da, bin dönümlük arazi üzerine kurulmuş ve ilk defa rehabilitasyon projesinin denendiği 
pilot bir hapishanede mahkumların hayata tutunmalarına şahit olacağız. Seyircilerimiz bu 
dizide "her suçun altında ruhi bir boşluk vardır" tezinden yola çıkarak "hastaya göre tedavi" 
uygulayan Psikolog Yusuf Yakupoğlu ve arkadaşlarının gayretli çabalarına şahitlik edecek.

Yapımcı: Melih Sezgin
Yönetmen: Ahu Atılgan
Dizi İsmi: Gönül İklimine Doğru


Özel deneysel bir hapishanede mahkumların rehabilitasyonundan sorumlu dört gönüllünün 
sıradışı yöntemleriyle kurduğu sistem içerisinde sorunlu mahkumların hikayelerini duygusal, 
naif, şiddetten uzak, kendi içinde heyecanlı ve gerilimli olarak ekrana taşıyacak dizide;


Dört gönüllüden biri terapist Yusuf Yakuboğlu
Diğeri hapishane doktoru Seher, genç bir kız... 
Bir diğeri İmam Fatih, Seher'le aynı yaşlarda... 
Ve de Berber Sadi var, mahkumların arasında yaşıyor. 
Bir mahkum gibi. Bir nevi kendini mahkum etmiş bir derviş. 
Ama Samanyolu ekranlarında pek alışık olduğumuz dervişlerden değil. 
Sıradışı çözümleri olan insanların meczup diyecekleri bir tip...

Bu dört kişilik ekip, hem mahkumla hem de mahkumu suça iten sebeplerle mücadele ediyor. 
Yani işin sadece hapishane boyutu değil, bir de dışarısı var... 
Mahkumun dışarıda bıraktığı ailesi, sevgilisi, çocuğu vs. gibi... 

Öykünün yarısı içeride yani hapishanede geçiyor, yarısı da dışarıda... Her hafta hikayeler değişiyor. 
Günlük dizi olduğu için, Pazartesi günü bir mahkumun hikayesi başlıyor ve Cuma günü bitiyor... 

Sonraki hafta başka bir mahkumun hikayesi işleniyor. 
Genel itibariyle insani hikayeler ve zaaflar üzerine kurulu... 

Örneğin ikinci hafta "Gerçek pehlivan öfke anında öfkesini yenebilendir." hadis-i şerifi üzerine kurulu... 
Üçüncü hafta "Hediyeleşiniz, çünkü hediye kalpteki kini ve nefreti alıp götürür." hadisi üzerine...
Dördüncü hafta "Şeytan sizi fakirlikle korkutur, kötülüğü emreder." ayeti üzerine... 
Ve bunların karakterlerin hayatları üzerindeki izleri... 

Her hafta karakterin zaafı nispetinde reçeteler uygulanıyor. 
Bu reçeteler bir takım sözler değil, deneyimlerden oluşuyor. 
Örneğin kibrin tedavilerinden biri ölüm düşüncesi... 
Karakterin ölümü düşüneceği, ölümü hissedeceği bir deneyim yaşatılıyor... 
Zaten hapishane ortamı buna çok uygun; o şekilde dizayn edilmiş...

Proje aslında dört duvar arasına hüküm giymiş insanları değil, 
zaaflarının ve günahlarının içine hapsolmuş, bizleri anlatıyor... 

Her karakterde kendimizden bulabileceğimiz bir çok şey var. 
Şeytanın tuzakları bunlar; bizi farkında olmadan 
içine ittiği ve oraya mahkum ettiği hastalıklar...

Bizler burnumuz aksa doktora giderken, en ufak bir ağrıda hastane 
eşiklerini aşındırırken, ruhumuzla ilgili hastalıklara karşı çok duyarsızız... 
Halbuki ruhun veya kalbin hastalığı, bedenin hastalığından çok daha tehlikeli ve çok daha perişan edici... 

Bu proje şöyle dediriyor insana; keşke bu dört gönüllü gibi toplumun içinde, bizimle birebir 
ilgilenecek, kalbi hastalıklarımıza reçeteler verecek, ilaçlar üretecek gönül hekimleri olsa...


Özetle, Samanyolu Televizyonu yeni yayın döneminde sevenlerinin karşısına dolu bir içerikle çıkmaya hazırlanıyor.
Ayrıntılar için takip edin...

Şefkat Tepe, Yeni Sezona Hazır!

Yeni sezonuna değişik bir konseptle girmeye hazırlanan Şefkat Tepe'de;

Serdar (Mert Kılıç), Celil (Ertuğrul Şakar), Şahin (M. Korhan Fırat), Doktor (Bora Karakul) 
ve Aslı'dan (Merve Akaydın)
 oluşan 5 kişilik özel bir timin şehirdeki maceraları ekrana gelecek. 
Yeni konsept hakkındaki bilgiler sınırlıyken, diziye Doktor'un eşlerinden birinin katılması bekleniyor.

Diziden çıkacağı duyurulan Ufuk Şen'in canlandırdığı Baran karakterinin de hikayenin sağlama 
oturması için yeni sezonda 1 bölüm daha oynacağı Samanyolu Fanları'nın aldığı bilgiler arasında.

ÜMİT YESİN ŞEFKAT TEPE'DE!

Ayrıca diziye bir inşaat firması sahibi olarak Ekrem Dağlı karakteriyle Ümit Yesin de dahil oluyor.
Ünlü oyuncu, inşaat firması vasıtasıyla silah kaçakçılığı yapan bir iş adamını canlandıracak.

3. SEZON 15 EYLÜL'DE BAŞLIYOR!

Dizinin yeni sezonu 15 Eylül Cumartesi akşamı saat 19.30'da Samanyolu'nda başlayacak.

Şefkat Tepe'nin Yeni Sezon - İlk Bölüm (76. Bölüm) Fragmanı'nı izlemek için tıklayınız.

Resim

Şefkat Tepe, Yeni Sezona Hazır!

Zamanın Evliya Çelebi’si

Zamanın Evliya Çelebi’si

Resim

Saim Orhan, İzleyicilerini Dünyanın Farklı Kültürlerine Doğru Keyifli Yolculuklara Çıkaran Belgesel Ve Gezi Programı Yapımcısı. 2002 Yılından Bu Yana Yüz Kırkı Aşkın Ülkeyi Ziyaret Eden Orhon İle Gezi Hakkında Konuştuk . 

İlk gezi rotanız neresiydi?

İlk gezimiz Mısır’a olmuştu. Mısır’daki piramitler ve çöl… Ardından 1996’da Afganistan, 1997’de Azerbaycan, 1998’de Rusya ve Sibirya tarafları, 1998’de Çin, Moğolistan derken devam edip gitti böyle. 2002 yılından sonra rotamız tamamen yurt dışına döndü. Hakikaten ne kadar ihtiyaç olduğunu gördük. Türkiye’de en uzun soluklu gezi belgeselini yapıyoruz. Geriye dönüp baktığımızda 140 ülkede çekimler yapmış ve 1 milyon 200 bin kilometreden fazla yol kat etmişiz. 

İnsanların ilgisi nasıl?

Reytinglerimize baktığımız zaman her geçen gün yükselen bir grafik gördükçe Türkiye’de Anadolu insanının ciddi bir ilgisi olduğunu görüyoruz. İnanın Anadolu insanı çok duyarlı. Yayınladıktan sonra o topraklara gidiyorlar. Bu gruplar halinde olabildiği gibi tek tek de olabiliyor. Aslında bizim amaçlarımızdan bir tanesi de bu. Her kesimin alacağı bir mesaj var diye bakıyoruz programımıza. Biz de bundan mutlu oluyoruz. Çünkü bu programı ne kadar çok yayınlarsa Türk halkı o kadar ilgilenir ve dünyada varlığımız o denli artar. Bilgilendikten sonra o topraklara gidip çok başarılı işler kuranlar biliyoruz. 

10 yıldır geziyorsunuz ve 140 ülke son 10 yılda nerelerde nasıl değişimler gördünüz?

Dünya haritasına baktığınızda nereler ön plana çıkmaya başladı son 10 yılda?
Bundan 15 - 20 yıl önce Türkiye maalesef bilinmiyordu. Mesela Gana’ya gittiğimizde bir Tamale bölgesi var. Orada insanlar tanımıyorlardı, bizi bilmiyorlardı. Türkiye artık her geçen gün daha tanınan ve daha bilinen bir ülke haline geliyor. Bunu yaşıyoruz. Sadece Afrika ülkelerinde değil bugün Kanada’da milletvekilleri, senatörler de bize Türkiye’yi anlatıyor. Türkiye’nin büyük bir gelişmişliğini gösteriyor bu bize. Türkiye geliştikçe Türk insanı da artık gezmeye görmeye meraklı hale geliyor. 

İnsanımızın gezi trendlerinde değişim gözlemliyor musunuz?

Akım değişiyor tabi bu çok bariz. Hâlâ Avrupa’ya gidiyoruz. Özellikle herkesin gittiği Paris’e, Roma’ya akım devam ediyor. Diğer yandan bir süre sonra buralar artık sıradan hale gelmeye başlıyor. İnsanımız artık sıra dışı şeyler aramaya başladı. Farklı yerlere gidelim, hiç kimsenin gitmediği yerler olsun diyorlar. Artık farklı arayışlar olduğunu gittiğimiz seyahatlerde görmeye başladık. 

Bu süreçte Türkiye ve İstanbul da dışarıdan daha cazip, daha yoğun tercih edilir bir hale geldi mi?

Zaten Türkiye dünyada çok yükselen bir değer. Türkiye tanındıkça insanlar bizlerle ticaret yapmaya başlıyorlar ve ekonomimiz gelişmeye başlıyor. Tanıdıkça kültürel alışverişte bulunmak istiyorlar. Avrupalı Türkiye’yi duyuyordu ama Uzak Doğu, Güney Amerika, Orta Amerika falan bizi hiç tanımıyordu. Şimdi geliyorlar ve diyorlar ki: “Avrupa’nın göbeğinde gerçekten gelişmiş bir ülke varmış bir de biz tam göbeğiz işte bu önemli bir nokta.” 

Bu 10 yıllık seyahat deneyiminde sizi en çok etkileyen yerler neresiydi? 

Dünya bir taraftan güzellikler yaşarken bir taraftan da çok perişan haller de yaşıyor. Savaş sonrası coğrafyalar beni hakikaten etkilemiştir. Afganistan, Nijerya’daki Hurani kabilesi, Kamerun’da 1,30 santimetre boyunda pigmeler aklımda yer etmiş durumda. Diğer taraftan Victoria Şelalesi. Yerel dildeki ismi gürleyen su manasına geliyor. Muazzam bir harika. Brezilya ve Amazonlar muhteşem topraklar. Arjantin, Şili’nin güneyi ve Grönland beni etkileyen yerler oldu. 

YOLCULUK TEDBRİLERİ

Afrika’ya yapılacak seyahatler öncesinde mutlaka gerekli aşıları olmak lazım. Basit ilaçlar, ateş düşürücüler götürülebilir. Meyve tüketimi en sağlıklı ve garantili beslenme yöntemlerinden. İklime uygun giyinmek, pusula ya da GPS cihazı ve konserveler doğada yararlı olan unsurlar.

Kaynak: http://www.turkishairlines.com/tr-tr/sk ... ebisi.aspx