25 Şubat 2012 Cumartesi

Ve İnsan Aldandı 27. Bölüm

Yusuf'un hayalleriyle imtihanı

Resim

Yusuf, Anadolu'nun küçük bir kasabasında annesi, babası ve abisi Bünyamin ile yaşayan bir gençtir. Abisiyle birlikte bir film projesi hayalleri vardır. Yusuf, girdiği üniversite sınavında İstanbul'da bir tıp fakültesini kazanınca hayallerine bir adım daha yaklaşır.

Bir arkadaşı için gittiği film ajansından hayallerinin teklifini alınca hayatına yeni bir yol çizer. Yusuf'u ve abisi Bünyamin'i hayalleriyle adım attıkları magazin dünyasında nasıl bir hayat beklemektedir?


Ve İnsan Aldandı 27. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Ve İnsan Aldandı 27. Bölüm

Ve İnsan Aldandı, yeni bölümüyle 27 Şubat Pazartesi günü saat 19:30'da Samanyolu'nda

Farklı Desenler 65. Bölüm

Pınar'ın foyası ortaya mı çıkıyor?

Resim

Farklı Desenler merakla beklenen yeni bölümüyle Samanyolu TV'de.

Pınar, Asuman'la eve yerleşir. Feride'nin ise gerçekleri öğrendiğinde tepkisi büyük olur. Asuman, Kemal'in yönlendirmesiyle Feride'ye işe devam etmesini söyler. Feride ise Ayhan'ın evine yerleşir.

Şeref'in boşanma planları da Hayrettin sayesinde bozulur. Bu sırada Hayrettin, Yaşar'ın kalbinin kendisine takıldığından habersiz bir şekilde oğlunun öldüğünü öğrenir.

Diğer yanda Asuman ise düzenlediği şirket kokteylinde kızını ve yeni patronlarını tanıtır. Kokteyl sırasında şirketi basan Şeref, Pınar'ı hırpalayarak çocuğunu kaçırır.

Şeref, Feride'nin gizlediklerini öğrenir ve çocuklarını alıp kesin bir kararla boşanmak ister.




Farklı Desenler 65. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Farklı Desenler 65. Bölüm

Farklı Desenler, heyecan dolu yeni bölümüyle 26 Şubat Pazar günü saat 19:30'da Samanyolu'nda...

Dikkatle Bas Batmaktan Kork

Kulluk yolunda yürüyenlerin ayaklarının kayabileceği bazı tehlikeli noktalar vardır ve biz bu kaygan zeminlere "mezelle-i akdâm" deriz.

Resim

İnsanın sürçmesine ve düşmesine sebep olabilecek, onu muvakkaten de olsa yolundan edebilecek bu kaygan zeminleri bir çerçeve içinde ifade etmek oldukça zordur. Çünkü tarih boyunca, çok güçlü ve çalımlı bir edayla yola çıkan ama daha birkaç adım ilerlemeden üzerine bastığı bir nohut tanesinden dolayı tepetaklak giden ve hiç beklemediği bir virajdan uçuruma yuvarlanan binlerce insan olmuştur. Bazen küçük bir çakıl taşıyla tökezleyip yere kapaklanan insanoğlunun, kayacağı zaman ve zemini tahmin etmesi de her zaman mümkün olmayabilir. 

Bediüzzaman Hazretleri, bir yerde "Hem senin mahiyetine öyle mânevî cihazât ve lâtifeler vermiş ki, bazıları dünyayı yutsa tok olmaz." diyor; başın bir batman taşı kaldırmasına mukabil gözün bir saçı dahi kaldıramadığı gibi, bazı latîfelerin de saç kadar bir ağırlığa, küçük bir gaflet ve dalâlete dayanamayacağını anlatıyor. Mesela, fıtratımıza öyle acayip bir ihtiyaç ve muhabbet istidadı konmuş ki, dünya ve içindekiler onu doyuramıyor; o ihtiyaç ve o muhabbet, bâkî Cennet'ten ve saadet-i ebediyeden başka hiçbir şeye razı olmuyor; Allah'tan başka hiçbir şeyle huzuru bulamıyor. 

Üstad, başka bir yerde "Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük latîfelerini onda batırma." diyor. Demek ki, haram bir lokma, yalan bir kelime, yasak bir bakış veya gayr-i meşrû bir dokunuş birer kayma noktası oluyor ve bazı latîfelerin sönmesine, hatta ölmesine sebebiyet verebiliyor. İnsan, başlangıçta hiç de önemsemediği bu küçük inhiraflar yüzünden zamanla yoldan çıkıyor, kendi kimliğinden uzaklaşıyor, değer ölçülerine karşı yabancılaşıyor ve her an düşebileceği bir kaygan zemine girmiş oluyor; bazen sürçüyor, bazen düşüyor, bazen de yüzüstü kapaklanıyor ve bir daha da belini doğrultamıyor. Hep iki büklüm ve kambur olarak yürümeye mahkûm oluyor. 

Şeytanın Hücum Okları 

Bediüzzaman Hazretleri'nin, "Hücumât-ı Sitte" diyerek ele aldığı en tehlikeli şeytânî tuzaklar da birer mezelle-i akdâmdır. Hubb-u câh, korku, tamâ, ırkçılık, enaniyet ve tenperverlik gibi kapanlara yakalanarak latîfelerini öldüren insanların sayısı da hiç az değildir. Makam arzusu, tanınma tutkusu ve şöhret düşkünlüğü demek olan hubb-u câh az çok hemen her insanda vardır ve başta ehl-i dünya olmak üzere pek çokları için öldürücü bir kayma noktasıdır. Kimseden korkmamanın yegâne çaresinin, korkulması gereken gerçek kaynaktan korkmak olduğunu bilmeyenler için de havf bir ölüm çukurudur. Bir şeyi hırsla istemek, açgözlülük ve doymazlık manalarına gelen tamâ ise bazı şer odaklarının mü'minleri bile kendi menfur emellerine alet etmek için kullandıkları, gazâb-ı İlahî'yi celb eden ve hayat-ı ebediyeyi bitiren bir tuzaktır. Devlet-i Âliye'nin de sonunu hazırlayan sebeplerden biri olan ırkçılık, insanın en zayıf ve fenalığa en açık damarını teşkil eden enaniyet (benlik) ve hak erlerini bile dört duvar arasına hapseden tenperverlik (rahata düşkünlük) gibi hastalıklar da ayakları kaydıran tehlike noktalarıdır. 

Şeytandan gelen bu hücum okları, isabet ettiği insanları ciddi şekilde yaralayan, yatağa düşüren ve hatta öldüren birer virüs gibidir. Mesela, tamâ hissi, tûl-i emelden, uzun yaşama arzusundan ve bitmeyen isteklerden kaynaklanır; ona yakalanan bir kimse, hiç ölmeyecekmiş gibi hayata bağlanır; gözü asla doymaz, onu da ister, öbürünü de. Bu isteklerini elde etmek için o kapı bu kapı deyip sürünüp dururken hiç farkına varmadan çürür gider. Mesela, tenperverlik ve rahata düşkünlük insanı haneperest yapar. Aslında aile ve yuva, dünyevî bir kısım ihtiyaçları gidermeye matuf ve ahiret hayatına hazırlık hususunda yardımcı bir unsur olmasına rağmen, onu evvelen ve bizzat maksud bir iş şeklinde algılayıp bir haneperestlik duygusu içine girme de çok hatarlı bir kayma noktasıdır. "Ya yuvamdan olursam; amaaan ya ailemi kaybedersem; Allah korusun, ya çocuklarımdan cüdâ düşersem" gibi mülahazalar insanın mukavemet sistemini kıran, onu bütün tehlikelere açık hâle getiren düşüncelerdir. 

Hususiyle de günümüz insanları için en kaygan zeminlerden birisi enaniyettir. Hayatı kendi benliğine göre yorumlama, her şeyi şahsî takdir ve tercihlerine bağlama.. umuma açık olan ve vicdan genişliğinden kaynaklandığı için fevkalade bir enginliği bulunan şeyleri kendi dar vicdanına, daha doğrusu daralttığı vicdanına göre değerlendirerek pek çok genişi daraltma.. dolayısıyla dünya kadar himmet ona açık duruyorken kapıları sürgüleme ve istifadeye kapalı olma.. işte, bütün bunlar, iyi bir mü'min olma yollarında buzlanma hasıl eden ve zincirleme kazalara sebebiyet veren faktörlerdir ve hepsi de bir yönüyle sefahet sebebidir. Biz sefaheti, daha ziyade yeme-içme, zevke-sefaya düşkün olma, sadece cismanî arzular arkasında koşma ve bohemce yaşama gibi şeylere bağlasak ve buna rahat düşkünlüğü desek de, o şekilde bir bencilliğe girme, enaniyet davası gütme de bir ruh sefaletidir. Bu hastalığa yakalanan bir insanın gönlündeki mücadele azim ve kararlılığının tahtına enaniyeti tatmin duygusu gelip oturur. İ'la-yı kelimetullah sevdasının, dini dünyaya duyurma tutkusunun yerini, tanınma ve bilinme isteği alır. Karşılık beklemeden dine ve millete hizmet etme mülahazası dünyevî beklenti hücumlarına ve şahsî çıkar düşüncesine mağlup olur. Böyle bir bitiş sürecine giren insanın da artık hiç kimseye faydası olmaz.

1- Geçmişte, çok güçlü ve çalımlı bir edayla yola çıkan ama daha birkaç adım ilerlemeden basit sebeplerden dolayı tepetaklak giden binlerce insan olmuştur. 

2- İnsan, dünya ve içindekilerle doyuma ulaşamıyor. Cennetten ve saadet-i ebediyeden başka hiçbir şeye razı olmuyor; Allah'tan başka hiçbir şeyle huzuru bulamıyor. 

3- Bediüzzaman Hazretleri'ne göre; latifeleri öldüren, ayakların kaydığı en tehlikeli şeytanî tuzaklar şunlardır; hubb-u câh, korku, tamâ, ırkçılık, enaniyet ve tenperverlik.


Dikkatle Bas Batmaktan Kork

En İyi Haber Televizyonu Belli Oldu

Esenler Belediyesi'nce düzenlenen "Esenler Türkiye'nin En'lerini Seçiyor 2011" oylaması sonuçlandı. Esenler halkı, verdiği oylarla “Türkiye'nin En”lerini seçti.

Resim 

Sanattan, spora, iletişim ve medyadan STK'lara kadar çok sayıda kategoride düzenlenen oylamada 2011 Yılının En İyileri seçilenler, ödüllerini Esenler Kültür Merkezi'nde düzenlenecek törenle Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu'nun elinden aldı.

"Türkiye'nin En'leri 2011" anketinde 50 ayrı noktaya konulun sandıklar ve web sitesi üzerinden yapılan oylamada Samanyolu Haber TV "En İyi Haber Televizyonu" seçildi.

Çeşitli kategorilerde en iyilerin ödüllendirildiği gecede Samanyolu Haber'in ödülünü Samanyolu Haber Televizyonu Haber Koordinatörü Teoman Özer aldı. Gecede Samanyolu Yayın Grubuna bir ödül daha verildi. En iyi düşünce analiz programı Mehtap tv'de yayınlanan Düşünce Günlüğü programı oldu. 

Milyonların gönlüne taht kuran Türkçe Olimpiyatları Türkiye'nin en başarılı uluslararası kültür ve sanat ödülüne görüldü. Yapılan oylamalar sonucunda en iyi gazete de Zaman Gazetesi seçildi. Ödülü Zaman gazetesi Genel yayın yönetmen yardımcısı Mehmet Kamış aldı. 2011 Yılı Türkiye'nin enleri, Esenler Belediyesi organizatörlüğünde, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da muhtarlıklar başta olmak üzere ilçenin çeşitli yerlerine konulan sandıklarda oy kullanarak veya Esenler Belediyesi'nin resmi internet sitesindeki ankete katılarak Esenler halkının oyları ile seçildi.




En İyi Haber Televizyonu Belli Oldu

23 Şubat 2012 Perşembe

Farklı Boyut 19. Bölüm

Melek Şehit Komutan Cevdet’in emanetine sahip çıkabilecek mi?
Resim

Kurtuluş Savaşıyıllarında cephede Cevdet Komutan iki siper arasında yaralı düşen bir Anzak askerini ölümden kurtarır. Fakat Cevdet Komutan aynı cephede şehit düşer.

Yıl 2012 olur ve Mary ismindeki Avustralya'lı bir kadın, dedesine yardım eden Komutan'ı araştırmak için Türkiye'ye gelir. Sürpriz bir şekilde yolu Şehit Komutan Cevdet'in evine düşer. Ancak Mary'ye yaklaşan büyük bir tehlike vardır.

Melek'in rüyalarına giren Şehit Cevdet emanetine sahip çıkmasını ister. Farklı Boyut, 24 Şubat Cuma günü saat 19.30’da Samanyolu’nda.



Farklı Boyut 19. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Farklı Boyut 19. Bölüm


Farklı Boyut, 19. Bölümü "Emanet" ile 24 Şubat 2012 Cuma 19:30'da Samanyolu TV & Küre TV'de...

Çorum'dan Kütahya'ya Anadolu Turu

Resim

Davetsiz Misafir, Anadolu'da gezilmedik yer bırakmıyor!

Resim

Davetsiz Misafir, Anadolu'nun eşsiz yörelerinden farklı konuları ekrana taşımaya devam ediyor.

Turgay Başyayla'nın sunumuyla ekrana gelen "Davetsiz Misafir", bu hafta Çorum'a misafir oluyor. Çorum'un ilçesi İskilip'e giden Başyayla, yılların tecrübeli ustası Şahin Usta'nın ellerinden kadayıf yapımını ekrana getiriyor. Tarihi çok eskilere dayanan Kütahya'yla keşfe devam eden Başyayla, Kütahya Tavşanlı'da tarif edilemeyecek bir lezzet olan güveç yapımını ekrana taşıyor. Yolu Sapanca'dan geçen Davetsiz Misafir'in alabalık ziyafetine konuk olmasının ardından, Kastamonu'da zurna çalgısıyla müzik ziyafeti veren Kastamonulu yöre sakinine eşlik ediyor. 



Davetsiz Misafir, "Anadolu Turu"nun 3. Bölümü ile 22 Şubat Çarşamba 23:00'da Samanyolu TV & Küre TV'de... 
Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim