10 Şubat 2012 Cuma

Mü'mince Duygularda Adalet ve İstikamet

İfrata ve tefrite girmeden din-i mübinin emirlerini yerine getirmeye adalet denir.

Resim

Ya da Allah tarafından ortaya konmuş, insan ve toplumdaki umumi ahenk ve dengeyi sağlayacak değerler bütünüdür adalet. Adalet, lügat itibarıyla birinin veya bir şeyin diğerine denk olması anlamına gelir. 

İslam alimleri Allah'a kul, Peygamber'e ümmet olan bir insana, ferdî, ailevî, içtimaî alanlarda terettüp eden sorumlulukların hepsini adalet sözcüğüyle ifade ediyorlar. İçtimaî münasebetler, idarî esaslar hep adalet kavramının muhtevası içinde. 

Adaletin bir de "insaf" manası var ki bu da dengeli davranma demektir. Hakkınızı almak ya da bir hakkı yerine getirmek istediğinizde dengeli davranmak da adalettir. Çünkü bu tür durumlarda insanlar genelde hakka, hakkaniyete çok riayet edemeyebilirler ki bu da insafla aşılabilir. 

Adaletin ilk adımı ferdin şahsi hayatında Müslümanlığını yaşaması ile atılır. Sonra daire genişletilir, aileden topluma uzanan çizgide ibadet duygusunun, ibadet duygusu içinde itidalin ve aynı zamanda istikametin hakim olması adımları gelir. "Âdalet edin. Takvaya en yakın olan şey adalet ve istikamettir." (Maide, 5/8) buyuruyor Kur'an. Haddizatında Kur'an'dan istifadenin yolu takvadan geçer ve takva ile en içli-dışlı olan şey adalet ve istikamettir. Her cuma hutbelerde okuduğumuz, dinlediğimiz "İnnallâhe ye'müru bi'l-adli ve'l-ihsani..." (Nahl, 16/90) ayetinde de ilk önce adalet emrediliyor, sonra ihsan geliyor. Yani kulluğu yerine getirirken Allah'ı görüyor gibi yerine getirme, yapacağı her şeyi Allah tarafından görülüyor mülahazasıyla yapma. Sonra yakınlardan başlayarak yardımda bulunma. 

Dinin istikamet içerisinde yaşanması da adaletin ayrı bir tezahürüdür aslında. Üstad Bediüzzaman; akıl, şehvet, gazab gibi üç esasın adl u istikamet üzere kullanılmasını anlatır. Bazı eserlerinde inat ve hırs gibi duyguları da buna ilave eder, bunların ifrat ve tefriti adına örnekler verir. 

Niye bana da İhsan Etmesin ki? 

Hasedi yani insandaki çekememezlik ve kıskançlık hissini ele alalım. Herkesi ve her şeyi kıskanma ifrat, hiçbir şeyin umurunda olmama, boş verme tefrit. Ortası gıptadır bunun. Madem çekememezlik duygusu size verilmiş, onu istikamet ve adl üzerine kullanın ki o da gıptadır. "Allah falana şunu ihsan etti, niye bana ihsan etmesin ki. Zaten O'nun rahmeti çok geniş." demek lazım. Dikkat edin "Niye ona ihsan etti ki!?" değil. Bu mahzurlu. Ya da alâkasız kalma, o da mahzurlu. "Niye bana ihsan etmesin ki?" Mahzursuz olan budur. Zaten "İşte yarışacaklarsa insanlar, bu Cennet devletine konmak için yarışsınlar! (Mutaffifîn, 83/26) buyuruyor Kur'an-ı Kerim. 

Misalleri çoğaltabilirsiniz. Mesela cerbeze ve demagoji, aklın kullanılmasındaki ifrat durumudur. Tefriti ise âtıl, tembel, uyuşuk, miskin olmak, her şeye eyvallah demek. Ama hakk u hakikati kabul, din-i mübinin emirlerine muhatap olma, tenevvür etmiş hâliyle kalbe refâkatı, mükellefiyetin şuurluca idrakinde bulunma, içtihadî faaliyetler... onun adl u istikamet içinde kullanımı demektir. 

İnsana verilmesi kötü gibi görünen bir başka duygu var: inat. Doğru olmayan, yanlışlığı muhakkak bir meselede diretme, illâ böyle olacak deme ifrattır. Yanlışlar karşısında hiç dayanamama, direnmeme, karşı koymama... bu da tefrit. Adl u istikameti ise hakta sebattır. "Ben hakkı duydum, tanıdım. Beni makasla doğrasanız, demir taraklarla etimi kemiğimden ayırsanız dinimden dönmem." deme inadın müspet olarak kullanılmasıdır. 

Gayz, kendi kendine kaynayıp köpürme demek. Kur'an cehennemi tasvir ederken "Cehennem, gayzından, öfkesinden neredeyse çatlayacak haldedir." (Mülk, 67/8) ayetiyle anlatır bunu. İnsan da bazı hadiseler karşısında köpürüp çatlayacak hale gelir. Bazen de hiçbir şeyden anlamaz, duymaz, umursamaz, neme lazımcı tavır takınır. Denize atsan böylelerini üzerine bir damla nem bulaşmıyor. Havadan nem kapma bir ifrat, denize atıldığında ıslanmama bir tefrittir. Aynen böyle de, olmayacak şeylerden dolayı köpürüyor insan. Mesela ortada öyle bir durum söz konusu olmasa bile "hakkım yendi" iddiasıyla adam dövünüyor, yırtınıyor, kahroluyor, kan kusturdunuz tafraları yapıyor. Halbuki çok basit bir şey bu. Bu şekilde gayz etmenin, bu kadar küplere binmenin de âlemi yok. Çünkü Allah var, ahiret var, hesap, mizan, Cennet, Cehennem var. Fakat aynı adam Allah'ına, Peygamber'ine küfredildiği zaman hiç ortalıklarda yok. Şahsî dünyası, menfaati ile alakalı şeylerde yeri göğü inleten bu insan ağız dolusu dine-diyanete hem de her gün küfredenler karşısında hiç rahatsız olmuyor, rahatlıkla başını yastığa koyup miskin miskin uyuyabiliyor. İşte bunun biri ifrat diğeri tefrit. Adl u istikameti ise yerinde, usûlünce tepkide bulunma.

Evet, insan Allah'a, Peygamber'e küfredildiği zaman Ashab-ı Kefh gibi "Onlar ayağa kalkıp 'Rabb'imiz,' dediler, 'göklerin ve yerin Rabb'idir. Ondan başka hiçbir ilaha yönelmeyiz. Şayet böyle bir şey yapacak olursak, gerçek dışı, pek saçma bir söz söylemiş oluruz.' (Kehf, 18/14) diyemiyor, için için kaynayıp köpüremiyor, ne yapabilirim diye uykuları kaçmıyorsa Hak adına hiçbir gayreti yok demektir. 

1- Allah tarafından ortaya konmuş, insan ve toplumdaki umumi ahenk ve dengeyi sağlayacak değerler bütününe ve ifrat ve tefrite girmeden din-i mübinin emirlerini yerine getirmeye adalet denir. 

2- Üstad Bediüzzaman'a göre insanda akıl, şehvet, gazab, inat ve hırs gibi birtakım duygular vardır ki bunların, ifrat ve tefrite girilmeden adl u istikamet üzere kullanılması büyük bir önem taşır. 

3- Şahsî dünyası, menfaati ile alakalı şeylerde yeri göğü inleten bir insan, ağız dolusu dine-diyanete küfredenler karşısında hiç rahatsız olmuyorsa, Hak adına hiçbir gayreti yok demektir.




Mü'mince Duygularda Adalet ve İstikamet

Büyük Kudret Karşısında Şaşkınım

'Dönem projesi içinde yer almayı çok isterim. Hz. Meryem'i canlandırmak mutlu ederdi beni.'

Resim

Oyuncu Müjgan Gönül'ü 'Tek Türkiye' isimli dizideki Dila Hemşire rolüyle tanıdık. Gönül, dört sezon süren dizide Dila Hemşire'nin kendisine uğurlu geldiğini düşünüyor. Bu kez ekranda müzik öğretmeni Melek olarak gördüğümüz Müjgan Gönül ile hem Farklı Boyut dizisinde canlandırdığı Melek karakterini hem de hayatına dair bilinmeyenleri konuştuk.

-İstanbul Gösteri Sanatları Merkezi’nde tiyatro eğitimi aldınız. Oyuncu olmaya karar verdiren sebep neydi? 

Kendimi ifade edebilme arzusuydu sanırım. Okul müsamereleriyle başladı oyunculuk maceram, öğretmenlerimle arkadaşlarımla çok daha iyi ilişkilerim oldu, ailemin olumlu desteğini gördüm ve bu yola baş koydum. İnsanlar üzerinde etkinizin yüksek olduğu bir meslek olduğunu düşünüyorum, bunu olumlu anlamda kullanmak için elimden geleni de yapmak istiyorum.

Tek Türkiye dizisi ile büyük çıkış yaptınız. Dört sezon süren uzun soluklu bir projeydi, kariyeriniz açısından avantaj mıydı? 

Kariyerim açısından avantaj mıydı bilmiyorum ama hayat şartlarım için çok büyük bir avantajdı uzun soluklu bir projede yeni bir iş kaygısı olmadan yaşamak.

Peki Dila Hemşire size uğurlu geldi mi? 

Çok severek, mutlulukla yaptığım bir işim var. İnsanların benim oyunculuğumu izlemesine, beni tanımasına, sevmesine vesile olduğu için kesinlikle uğurlu olduğunu düşünüyorum. 

Bu sezon Farklı Boyut dizisinde Melek karakterini canlandırıyorsunuz. Melek’in rüyaları hiç tanımadığı insanlara yardım etmesine vesile oluyor. Karakterin bu serüvenlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Her bölüm biraz daha gelişen, öğrenen, bilinci artan bir karakter var. İlk bölümlerde korkulu ve gergindi yaşadığı durumlardan ötürü, son bölümlerde madde ötesi duruma alıştığını ve üstüne düşen vazifeyi en iyi şekilde yapmaya çalıştığını görüyorum. Bizler günlük hayatlarımızda bazen yakınlarımıza yardım etmekten çekiniyoruz, hiç tanımadığımız insanlara yardım etmek ise ne büyük erdem! Bunu gösterebiliyor ve vesile olabiliyorsak ne mutlu bu projede yer alan herkese.

-Dizide her bölüm bir şehit hikâyesine yer veriliyor. Bu hikâyelerden etkileniyor musunuz ya da özellikle etkilendiğiniz bir şehit hikâyesi var mı? 

Her bir hikâyeden farklı etkileniyorum, ayrı seviyorum. İdrak noktasında biraz zorlanıyorum bazen, anladığım anda ise o büyük kudret karşısında şaşkına dönüyorum… Bilinçli bir şekilde, önce kendimiz için sonra insanlar için güzel hizmetler yolunda ölündüğünde, ölümün korkuyla değil de, mutluluk ve neşeyle geleceğini anladım. Şehitlik mertebesinin ne kadar çeşitliliği olan bir mertebe olduğunu görmek ise, kendi adıma ve sevdiklerim adına beni çok ümitvar kıldı.

-Bu dizi sizin rüyalarınızı da etkiledi mi, siz de benzer rüyalar görüyor musunuz? 

Bende çok rüya görürüm, sıkıntılı yorgun olduğum zamanlarda kabuslar hatta. Fakat dizide Melek’in gördüklerine benzer rüyalar hiç görmedim. 

-Diziler uzun ve yorucu bir çalışma sonucu ekranlara geliyor. Bu yoğun tempo içerisinde kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Özellikle yapmaktan hoşlandığınız hobileriniz var mı? 

Ayırmaya çalışıyorum. Bu zamanı da genellikle ya ailemle ya da çok samimi dostlarımla paylaşıyorum. Sinemaya gitmekten, dans gösterisi izlemekten ya da bir konser dinlemekten çok keyif alıyorum. Mp3 playerımın kulaklıklarını takıp bir başıma yürüyüş yapmayı da çok seviyorum. Kimi zaman saatlerce kitap okuyup her şeyle iletişimi kesiyorum. Kimi zaman da sürpriz seyahatlere çıkıp, özlediğim dostlarımı görüyorum.

-Kariyerinizin ilerleyen dönemlerinde özellikle oynamak istediğiniz bir rol var mı? 

Bir dönem projesi içinde yer almayı çok isterim, özellikle sosyal sorumluluğu olan bir tarih projesinde. Bir röportajımda da dile getirmiştim Hz. Meryem’i canlandırabilmek çok mutlu ederdi beni. Aynı zamanda aksiyonu da çok seviyorum, ajan, polis ya da asker gibi, hareketliliği yüksek, düşmeli kalkmalı roller de beni çok cezbediyor.

-Tek Türkiye’de bir oğlunuz vardı, Farklı Boyut’ta da bir kızınız var. Kendi yaşamınızda evlilik ve çocukla ilgili planlarınız ya da düşünceleriniz nelerdir? 

Ömrümün sonuna kadar sürdürebileceğim, saygılı sevgili hayırlı bir evliliğin hayalini hep kuruyorum. Sevgi ve şefkat duygum çok yoğun bunu paylaşabileceğim bir hayat arkadaşı bulduğumda hiç ertelemeyeceğim bir durum evlilik. Böyle bir mutluluğa adım attığımda ise meyvelerini hemen toplamak isterim. Ben 5 kardeşli kalabalık bir ailenin çocuğuyum. Aile yaşamını çok seviyorum. Şu anda ise hayırlı olanı diliyorum ve bekliyorum. Bakalım alın yazımda neler olduğunu yaşayıp göreceğim.


Büyük Kudret Karşısında Şaşkınım

9 Şubat 2012 Perşembe

Samanyolu Haber'den Yeni Bir Program Daha!

Samanyolu Haber TV'de "Lezzet Peşinde" adında yeni bir program başlıyor. 

Resim

Lezzet Peşinde farklı hikâye ve tatlarla yemek severlere merhaba diyor. 

Program Türk mutfağına yön veren aşçıların, mutfak şeflerinin çalışma ortamlarına misafir oluyor, lezzet mimarlarının başarı hikâyelerini dinliyor, birbirinden ilginç yemek tariflerini ekrana getiriyor. 

Her bölümde farklı bir aşçının sunum yapacağı ilk programın konuğu 32 yıllık mutfak tecrübesiyle The Plaza Otel mutfak şefi Veysel Özcan. Veysel Usta programda birbirinden lezzetli yemekler pişiriyor 32 yıllık başarısının sırlarını açıklıyor. 

Mesleğe nasıl başladığını, yemeğe lezzet katmanın püf noktalarını anlatıyor. Tecrübeli asçıbaşı Lezzet Peşinde izleyicileri için dana pirzola, sahanda köfte ve tavuk sulu şehriyeli çorba pişiriyor. 


Samanyolu Haber'den Yeni Bir Program Daha!

Lezzet Peşinde 11 Şubat Cumartesi saat 19:20’de Samanyolu Haber TV’de...

Farklı Boyut 17. Bölüm

Hak ile karanlığın mücadelesi
Resim

Farklı Boyut, heyecan ile izleyeceğiniz yeni bölümüyle Samanyolu TV'de... 

Komiser Dündar'ın hamile karısı Yeşim, bir arabanın kendisine çarpması sonucu vefat eder. Üstelik şoför, genç kadına çarpıp kaçarak onu ölüme de terk edilmiştir.

Emniyet teşkilatı bu olayı aydınlatmak ve arkadaşlarının acısını bir nebze de olsa aydınlatmak için seferber olurlar ve kısa sürede suçlu yakalanır.

Ancak atladıkları bir şey vardır, gerçek suçlu elini kolunu sallayarak ortalarda dolanmaktadır. Sadık komiser, Melek'in uyarılarını önce dinlemek istemese de, zamanla atladıkları ayrıntılar olduğunu fark edecektir.

Diğer yanda Davut Usta'nın durumu ciddiyetini korumaktadır. Hançer ise, Melike'nin anlam veremediği bir şekilde başka bir yere götürülmek üzere hastaneden alınır.




Farklı Boyut 17. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Farklı Boyut 17. Bölüm

Farklı Boyut 17. bölümü ile 10 Şubat Cuma akşamı 19:30'da Samanyolu TV'de...

8 Şubat 2012 Çarşamba

Mehmet Akyol ile 'Farklı' Bir Röportaj


    “Hayatın gayesi metafiziğe dayanıyor.”

Değerli Samanyolu Fanları, farklı dizimiz Farklı Boyut'un yapımcılığını üstlenen Mehmet Akyol Ağabeyimiz İle 'Farklı Boyut Set Röportajı' dahilinde samimi bir görüşme gerçekleştirdik. Biliyorum set röportajı için sabırsızlanıyorsunuz. Ama dişinizi biraz daha sıkın. Merakınızın tavan yaptığını görmek istiyorum dersem umarım bana kızmazsınız. : ) Çok yakında Farklı Boyut röportajlarımız bölüm bölüm sizlerle olacak. Takipte kalın diyor ve sizleri değerli yapımcımız Mehmet Akyol ile tanıştırıyorum. Buyurun... 

Samanyolu Fanları: Öncelikle sizi tanısak; Mehmet Akyol kimdir?

Mehmet Akyol: 1978 Manisa doğumluyum. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV-Sinema bölümünden mezun olduktan sonra, malum erkekler için önemli bir kavşak olan askerliği yedek subay olarak yaptım. Daha sonra Samanyolu Televizyonu drama biriminde çalışmaya başladım. Başlayış o başlayış…

Samanyolu Fanları: Televizyon dünyasına adım atmak nereden aklınıza geldi? 

Mehmet Akyol: Aslında biz üniversite hazırlık kurslarına gittiğimiz yıllarda birkaç arkadaş birbirimizle soru çözerken televizyon spikerlerini taklit ederek birbirimizle alay ederdik. Etüt salonlarında ders çalışmalarımızı, o anki streslerimizi kafamızda ‘filmik’ olarak canlandırıp, birbirimize espri yapardık. Tercih dönemi geldiğinde bir de baktık ki hepimiz iletişim fakültesini tercihler arasında üstlere yerleştirmişiz. Yani o gün bu fakülteyle neler yapabileceğimizi açıkçası çok bilmiyorduk, ama ‘Ya Allah’ deyip girdik bu dünyanın içine.

Samanyolu Fanları: Yaptığınız işin güçlüklerinden bahsetmek gerekirse neler söylemek istersiniz?

Mehmet Akyol: Hımm… Bu soruyu tam anlamıyla cevaplamaya kalksam herhalde bir kitap çıkar buradan. Şu kadarını söyleyeyim, her hafta milyonlarca insana kaliteli, seviyeli, dolu dolu bir iş sunmak zorundasınız; hele ki bunun mesuliyetinin olduğunu da düşünün. Eh, artık işin zorluğunu varın siz düşünün. Ne kar, ne kış; ne gece, ne gündüz tanırsınız herhalde.

Samanyolu Fanları: Bir projenin hayata geçiş aşamasını özetleyerek anlatır mısınız?

Mehmet Akyol: En başta ben bu projeyi ne için yapıyorum sorusunun cevabını netleştirmek lazım. Sonrasında bu işin hikâye anlatım biçimi ne olacak, karakterlendirmesi, mekân seçimi, doğru ‘cast’ çalışması, müziği, çekim ekibi kurulması gibi bir dünya iş… Ancak en zoru da işin ‘konsept’ çatısının oluşum aşaması olsa gerek. Yani hikâyesi, anlatım biçimi, formatı ve bunun başarıyla yazıya dökülmesi…

Samanyolu Fanları: Birçok işin yapımcılığında görev aldınız. Bunlar arasında Kader Çizgisi, Ve İnsan Aldandı, Farklı Boyut gibi fantastik taraflarının güçlü olması gereken yapımlar da var. Bu gizemli ve sırlı olayları izleyiciye anlatmak bir yapımcı açısından ne kadar zor? Vermek istediğiniz mesajı ne derece iletebiliyorsunuz yahut iletebildiğinize inanıyor musunuz?

Mehmet Akyol: Öncelikle şurayı bir düzeltelim. Benim yapımcı olarak ilk işim Farklı Boyut, daha önceleri değerli büyüğüm, ağabeyim Mustafa Kartal’ın yanında, yapım sorumlusu idim. Sorunun diğer kısmına gelince, fantastik ögeleri içinde barındıran diziler aslında daha zevkli, renkli olmasına rağmen, genel seyirci profili açısından biraz aykırı işler bunlar. Çünkü meseleyi getirip bir aşk çıkmazına veya dozajı yüksek şiddete dayayamazsınız.Türkiye fantastik dizilere, metafizik boyutlu projelere yeni yeni ısınıyor, bugün bunun zorluğunu biz çekiyoruz ancak gelecekte bu alanda daha net başarılar alınacaktır. Bu başarı bugün de mümkündür aslında. Belki de biz yeterince verimli yansıtamıyoruz. Bir de seyircide genel bir kanaat var. Daha önce hit olmuş olan bizim Sırlar Dünyası vardı. Şimdi yapılan her metafizik işi Sırlar Dünyası zannedip izlemeyenler veya tekrar olduğunu düşünenler var. Bu da maalesef genel bir yanlış algı. İşte bundan dolayı bu tarz işlerimizin beğenilirliği yüksek olmasına rağmen, izlenirliği düşük kalıyor.

Samanyolu Fanları: Mehmet Akyol’dan komedi veya mahalle dizisi izleyebilecek miyiz? 

Mehmet Akyol: Neden olmasın… Her şey mümkündür.

Samanyolu Fanları: Projelerinizde takip ettiğiniz ve “Şunları aşmam” dediğiniz kurallarınız var mı? Var olmalı mı? Yoksa her yapımcı her işi ayırt etmeden yapmalı mı?

Mehmet Akyol: Başta da belirttiğim gibi bu iş hem ticari, hem ahlaki, hem de faydalı olmak zorunda; yani böyle olmalı aslında. Kural da kalıp da budur bence.

Samanyolu Fanları: Peki, “işte bu tam benim yapmak istediğim bir yapım” dediğiniz yerli yahut yabancı diziler var mı?

Mehmet Akyol: Öyle değil de, bazı kitapları okuyup biz bunun dizisini yapsak ne bomba olur aslında dediğim oluyor.

Samanyolu Fanları: Şu an hayata geçirilmiş olan ve devam eden Farklı Boyut dizisinin oluşma aşaması ne derece zor idi? Dizinin seyri hayal ettiğiniz gibi mi?

Mehmet Akyol: Farklı Boyut özü itibariyle Melek karakterinin imanî yolculuğunu anlatıyor. Melek taklidî imandan tahkikî imana doğru bir yolculuk yapıyor. Zaten siz de görüyorsunuz, Melek her geçen bölüm dinî hayatında biraz daha dikkatli, hassas olmaya doğru gidiyor. İşte burada onun yardımcısı Davud Amca, karşısında da bunu o yoldan geri çevirmeye çalışan insî şeytan gibi Hançer var. Aslında bir düşünelim. Hayatımızda metafizik unsurların lezzetini bir düşünelim. Sevgi, merhamet, duygunun her türü, ruh, iman, inanç, dua, melekler, şehitler, ümit… Çoğaltmak mümkün. Ne kadar lezzet alıyoruz bu unsurlardan değil mi? Aslında hayatın gayesi, varlığın aslı da metafiziğe dayanıyor. Buradan bakıldığında bunlar Farklı Boyut’ta var. Bir denklem yapacak olsak, Farklı Boyut’un günün birincisi olması lazım. Ancak seyircinin kabahati yok, demek ki biz bu lezzetleri kıvamında ve yeterince seyirciye verememişiz. İzleyeni müptela olan, “Yahu bu dizide bir tılsım var; tatlı, hoş…” diyen birçok seyirci var. Çok da dua eden var iyi ki böyle bir dizi var diye. İnanıyorum ki bu kitle hızla artacaktır. Çünkü insanlığın bu lezzetlere ihtiyacı var. E haliyle bu lezzetleri ekrana yansıtacak kadroyu ve yapıyı oluşturmak hiç de kolay olmadı.

Samanyolu Fanları: Son iki sezonda özellikle Samanyolu Televizyonu’nda dizi konusunda bazı sıkıntılar göze çarpıyor. Bazı diziler bir sezonu dahi bitiremiyor. Bunun sebepleri neler olabilir?

Mehmet Akyol: Tabii bunun en bariz sebebi Türkiye’nin artık dizi çöplüğüne dönmüş olması. Her yıl yüzlerce dizi, binlerce hikâye tüketiliyor. Bundan biz de nasibimizi alıyoruz tabii ki. Toplumu günümüze göre, sosyoekonomik, psikolojik yönleriyle doğru okuyup ihtiyaca göre dizi yapmak gerekiyor. Yoksa dizilerin ömrü bitmedi. Dizilere talep devam edecektir. Bu, biraz da frekans meselesi… Samanyolu TV’deki her dizi emin olunuz, çok zor çıkıyor, üzerinde ciddi olarak kafa yoruluyor, birçok aşamadan geçip yayına veriliyor, tam bir doğum sancısı çekiliyor adeta. Her projeye baştan güveniliyor ancak bazen hissettiğimizi ya ekrana yansıtamıyoruz ya da seyirciyle frekansı tutturamıyoruz.

Samanyolu Fanları: Gelecekte televizyon dünyasında olabilecek gelişmeleri nasıl bekliyorsunuz, ne gibi değişimler öngörüyorsunuz?

Mehmet Akyol: Rekabet giderek artacak, ben gelecekte daha seviyeli yayıncılığın çok prim yapacağına inanıyorum. Ayrıca tematik kanal anlayışının iyice yaygınlaşacağını düşünüyorum.

Samanyolu Fanları: Yeni gelen nesilde televizyon veya sinema dünyasına meraklı insanlara bu dünyayı tavsiye ediyor musunuz?

Mehmet Akyol: Delicesine çılgınca seviyor ve istiyorlarsa tabii ki evet. Yoksa bu dünya, bir hevesle girilecek dünya değil. Ama giren de kolay kolay çıkamaz söyleyeyim. Bu sektör virüs gibidir. Bulaşır, kurtulamazsınız…

Samanyolu Fanları: http://www.samanyolufanlari.com sitemizi takip ediyor ve yorumlarımızı dikkate alıyor musunuz? 

Mehmet Akyol: Siteyi sosyal bir platform olarak ilgiyle takip ediyorum. Hemen her konuya, her diziye gelen yorumlara bakmaya gayret ediyorum. Çok değerli çok güzel fikirler ortaya atılabiliyor, bazen bundan dolayı çok keyif aldığımı söylemeliyim. Yolunuz açık olsun.

Samanyolu Fanları: Son olarak bizlere neler söylemek istersiniz?

Mehmet Akyol: Estağfirullah. Dualarınıza, manevi himmetlerinize çok ihtiyacımız var. Bunu bizden esirgemeyin. Tüm arkadaşlarıma ekibim adına selamlarımı, sevgilerimi sunarım.

-www.samanyolufanlari.com-