3 Mart 2012 Cumartesi

İman Hem Nurdur Hem Kuvvettir

Biz, Cenâb-ı Hakk'ı tanımamız, O'nu tasdik etmemiz ve imanımız sayesinde, bu dünyayı bir zikirhâne, bir eğitim alanı ve bir imtihan meydanı gibi görürüz.

Resim

İrademizin yetersiz kaldığı noktada, Allah Teâlâ'nın sonsuz iradesine dayanır; üstesinden gelemeyeceğimiz konularda O'nun kudretine itimat ederiz. Dolayısıyla, kendi acizliğimize rağmen Hakk'ın kudretiyle güçlü olur; fakr u zaruret içinde bulunduğumuz anlarda bile O'nun servetiyle zenginleşiriz. Şu dünyadaki bütün doğumları askerlik vazifesine başlama, ölümleri de askerlikten terhis olma sayarız. Bundan dolayı da bizim nazarımızda kâinattaki herkes ve her şey birer vazifeli memurdur ve her ses birer zikir, tesbih ve şükür nağmesidir. 

Eserlerinde sürekli bu hakikati ifade eden Hazreti Üstad, "İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikâtından kurtulabilir." der. Evet, kâinata iman nuruyla baktığımız sürece, bizim nazarımızda dünya karanlık değildir. Varlık ve eşyanın ifade ettiği manalar açıktır. Mahlukatın çehresindeki her şeyi çok rahatlıkla okuyabilir; kendi varlığımızın ifade ettiği hakikatleri kolayca anlayabiliriz. Dünyanın ve insanlığın akıbeti mevzuunda da inanç ve kanaatlerimiz nettir; ebedî yokluk olmadığını; Cennet ya da Cehennem'le noktalanan bir yolculukta bulunduğumuzu; Cennet ve Cehennem'in de, belli ölçüde ve şart-ı âdi planında insanların iradelerine bağlandığını; iradesinin hakkını verenlerin –Allah'ın inayetiyle– Cennet'e, hevâ ve heveslerine yenilenlerin de –adl-i ilahîyle– Cehennem'e sevk edileceğini söyleyebiliriz. Sahabe efendilerimizden Hârise b. Mâlik el-Ensârî'nin "Şimdi Rabb'imin arşını ayan-beyan görür gibiyim. Sanki şu an Cennet ehlinin birbiriyle ziyaretleşmelerini görmekteyim. Âdetâ Cehennemliklerin çığlıklarını duyuyorum." dediği gibi diyemesek de; Cehennem'dekilerin gulgulelerini (bağrışıp çağrışma, velvele) ve Cennet ehlinin şevk ü târab içinde neşeli seslerini duyamasak da, bunların bir hakikat olduğuna biz de inanıyoruz. Belki bazen kendimizi az sıksak Cehennem'in velvelesini duyacak gibi oluyor; bir yarım adım daha atsak Cennet koridoruna gireceğimiz hissine kapılıyoruz; yani, Cennet ve Cehennem'i çok yakınımızda biliyor ve varlıklarına kat'i iman ediyoruz. Belli ölçüde bütün varlığın mâhiyetini okuyor ve her şeyin O'na delalet ettiğini görüyoruz. Bu da, içinde bulunduğumuz anı nurlandırdığı gibi gelecek adına da ufkumuzu aydınlatıyor; hiçbir şey bizim için müphem ve muğlâk kalmıyor. 

Ayrıca, O'nun gönderdiği rehberler sayesinde vazife ve sorumluluklarımız da artık bâriz ve beyyin; onlar da bir aydınlık içinde. Namaz kıldığımız zaman ne yaptığımızı biliyoruz. Onu mü'minin miracı, kalblerin nuru ve sefine-i dinin dümeni olarak görüyoruz. Onunla Allah'a yaklaştığımıza ve başımızı yere koyduğumuz an O'na en yakın hâle geldiğimize inanıyoruz. Oruç tuttuğumuz zaman, "Oruç Benim içindir; sevabını da bizzat Ben veririm" vaad-i sübhânîsiyle ümitleniyor; sevabını sadece Allah'tan bekliyor ve mükafâtını alacağımız hususunda da asla şüpheye düşmüyoruz. Hacca giderken, yeniden bir doğuş ve diriliş yaşama, günahların ağırlığını Arafat'ta döküp yüklerden kurtularak geri dönme duygularıyla dopdolu olarak yola koyuluyor ve Rahman'ın misafirlerinin mutlaka misafirperverlik göreceklerine itimad ediyoruz. İşte bütün bu inanç, ümit ve uhrevî beklentiler, hem sorumluluklarımız, hem mesuliyetlerimiz ve hem de umduğumuz mükafâtlar adına bize gayet açık, oldukça net ve çok güzel manalar fısıldıyor. Bunlar sayesinde, Bediüzzaman Hazretleri'nin ifade ettiği, "İman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor." hakikatini vicdanlarımızda duyuyoruz. O tûbâ-i Cennet çekirdeği sayesindedir ki, gam ve keder sâikleriyle kuşatıldığımız zamanlarda bile hep huzur içindeyiz ve asla ne devamlı gam çekiyor ne de kederin süreklisini biliyoruz. Bazı anlarda gam ve keder tatsak bile, hemen Allah'ı zikrediyor, O'nun güç ve kuvvetine dayanıyor, İlahî merhamete sığınıyoruz. Böylece sıkıntıların arka yüzündeki uhrevî güzellikleri görerek elemleri lezzetlere çeviriyor ve korku, endişe, gam ve kederleri "hüzn-ü mukaddes" renkleriyle beziyoruz. 

Mukaddes Hüzün 

Tabiî ki, inanan bir insan da bazı korkular yaşayabilir, bazen bir kısım endişelerin ağına düşebilir. Fakat onun korku ve endişeleri dünyevîlikten çok uzaktır ve mukaddes bir hüzün çerçevesindedir. Çünkü o korku ve endişelerin arkasında, mücerred, kuru bir imana güvenmeme duygusu ve imanı daha sağlam bir teminat altına alma ihtiyacı vardır. İnsanın kendi ameline güvenmemesi, imanını koruma altına almak için emin yollar araması ve her an düşebileceği endişesiyle Cenâb-ı Hakk'ın rahmetine iltica etmesi de yine imandan kaynaklanan bir hâldir. Eğer iman etmişseniz, mutlaka Cennet'i ümit edecek ve Cemâlullah arzusuyla öteleri gözleyeceksiniz. Aynı zamanda, "Allah korusun, attığımız yanlış bir adımdan ötürü ya Cennet kapısından geriye dönersek ne olur bizim halimiz? Müslüman doğduk, Müslüman yaşadık; fakat, hafizanallah, ya devrilir gider ve hayatın sonunda bir çukura yuvarlanırsak ne yaparız?" şeklinde endişeler de duyacaksınız. İşte, ahiret hesabına böyle bir korku ve endişe içinde olma da imanın gereğidir. Bir insan, burada kendini rahat hissediyor, "Buldum, erdim, kurtuldum" diyorsa, onun akıbetinden endişe edilir. Fakat, ebedî hayat adına hâlinden endişe duyuyor, ahiret korkularını burada yaşıyorsa, ötede endişelerden âzâde hâle gelir.

1- Biz, Cenâb-ı Hakk'a imanımız sayesinde, irademizin yetersiz kaldığı noktalarda, Allah Teâlâ'nın sonsuz iradesine dayanır; O'nun yüce kudretine itimat ederiz. 

2- Kâinata iman nuruyla baktığımız sürece, bizim nazarımızda dünya, karanlık ve vahşetle dolu bir yer değildir. Varlık ve eşyanın ifade ettiği manalar apaçıktır. 

3- İnanan bir insan da bazı korkular yaşayabilir. Fakat onun korku ve endişeleri dünyevîlikten değil uhrevilikten doğar ve mukaddes bir hüzün çerçevesindedir.


İman Hem Nurdur Hem Kuvvettir

2 Mart 2012 Cuma

Ortak Duaya Davet

Sevgili Dostlar,

Başta şirin ülkemizin güzel insanları olmak üzere bütün ümmet-i Muhammed'in (aleyhissalâtü vesselam) 
her türlü musibetten kurtulup selamete çıkması, maddî manevî sıkıntılardan sıyrılıp inşiraha kavuşması, 

özellikle de inananlar arasında vifak, ittifak ve uhuvvet ruhunun canlanması ve kalblerimizin, akıllarımızın, fikirlerimizin, fiillerimizin fitneye, fesada bütün bütün kapalı olacak şekilde ıslahı 

talebiyle son günlerde ekteki duayı okuyoruz. Bütün gönül dostlarımızın da birkaç gün iki ya da dört rekat hâcet namazı kıldıktan sonra, sair zamanlarda da fırsat buldukça bu münacâtımıza ortak olmalarını ve "âmin" demelerini istirham ediyoruz. 

Hürmetlerimizle…

Resim

Büyük Allah'tır, her türlü hamd ü senâ O Yüceler Yücesi'nin hakkıdır ve sabah-akşam tesbîh ile anılmaya layık yalnız O'dur. 

Âlemlerin Rabbi Yüce Allah'a sonsuz hamd ve şükür, Kâinatın Medar-ı Fahri Efendimiz (aleyhisselam)'a, âline ve ashabına da nihayetsiz salât ü selam olsun. 

Hüznümü ve kederimi başkasına değil, yalnızca sana şikâyet ediyorum. Rabbim! Yegâne ilah Sensin, Senden başka hakiki ma'bud yoktur. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, Yücesin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Allah'ım! Ya Rab! Bana ciddî bir zarar dokundu, Sen merhametlilerin en merhametlisisin. 

Bir kere daha ikrar ediyorum ki, Halîm ü Kerîm Allah'tan başka ilah yoktur. Arş-ı Azîm'in Rabbi Allah'ı tesbih ederim. Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Rabbim, Senden, rahmetinin gereklerini, merhametini celbedecek vesileleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, günahtan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, her türlü günahtan da selâmette olmayı istiyorum. Bende bağışlamadığın hiçbir günah, gidermediğin hiçbir keder, Senin rızana muvafık olup da karşılamadığın hiçbir ihtiyaç bırakma ya Erhamerrâhimîn. 

Allah'ım, Sen kullarının ihtilaf ettikleri şeylerde hüküm verirsin. "Yüce ve Azim Allah'tan başka ilah yoktur. Halîm ve Kerîm Allah yegâne ilahtır." hakikatini tasdik ederek sana yöneliyorum. Yedi semanın ve Arş-ı Azîm'in Rabbi Allah'ım, Seni tesbih ve eksik sıfatlardan tenzih ederim. "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur." imanıyla Sana hamd ü senada bulunuyorum. Ey kederleri gideren, tasaları kaldıran, dua ettiklerinde çaresizlerin duasına icabet eden Allah'ım.. ey dünya ve ahiretin Rahman ve Rahîm'i! Şu ihtiyacımın giderilmesi ve tamamlanması hususunda -başkalarının merhametinden müstağni kılacak bir şekilde- bana merhamet et. Allah'ım Sen'den diliyor ve dileniyorum, Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed'i vesile edinerek Sana teveccüh ediyorum. Ya Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm), ey efendim, şu hacetimin yerine getirilmesi için seni vesile yaparak Rabbime yöneliyorum. Allahım, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'i hakkımda şefaatçi eyle. 

Allah'ım, zatında yüce olan dinini bugün de dünyanın her bir köşesinde bir kere daha yücelt; hakkı-hakikati bütün gönüllere duyur.. bizim ve bütün kullarının sinelerini imana, İslam'a, ihsan duygusuna, Kur'an'a ve Hakk'a hizmete aç ve bizi ihlasın özüne ermiş, hep takva hatta onun da ötesinde vera' duygusuyla hareket eden, zühdü bir hayat tarzı olarak benimsemiş, yüce nezdinde kurbete mazhar olmuş, Sen'i sevmiş, icraat-ı sübhaniyenin hepsinden razı ve hoşnut olmuş ve Sen'in sevdiğin, hoşnut olduğun kullarından eyle!. 

Allahım! Her türlü halimizi ve bütün mü'minlerin hallerini, özellikle Türkiye Müslümanlarının, kadınıyla erkeğiyle kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın ve dostlarımızın hallerini ıslah eyle. Allah'ım, akıllarımızı ve onların akıllarını, fikirlerimizi ve onların fikirlerini, niyetlerimizi ve onların niyetlerini, duygularımızı/latifelerimizi ve onların hislerini/latifelerini, fiillerimizi ve onların yapıp ettiklerini ıslah buyur. 

Senden bizim, inanan kardeşlerimizin ve topyekün insanların kalblerini, imana, İslam'a, Kur'an'a, ihsan duygusuna ve Peygamberimiz vasıtasıyla bize gönderdiğin bütün hakîkatlere tastamam açmanı diliyoruz. Rabbimiz! Nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin nurlarla gönüllerimizi aydınlat.. sadırlarımıza, sînelerimize inşirah sal.. Sen Settâru'l-uyûbsun; hata, kusur, günah ve isyan olarak bizden ne sâdır olmuşsa Sen onları da setreyle. 

Rabbimiz! Aczimizi, fakrımızı şefaatçi yapıp yüce dergâhına iltica ediyoruz; ne olur, merhamet et ve işlerimizi kolay hale getir.. dostlarına karşı olan muameleni bizden de esirgeme ve bizim sîmalarımızı da ağart.. kalblerimizi topyekün islerden, paslardan, küçük-büyük bütün virüs ve mikroplardan arındır.. kabirlerimizi Cennet bahçeleri gibi pür-nur eyle.. bilerek ya da bilmeyerek içine düştüğümüz hatalarımızı, günahlarımızı mağfiret buyur ve tekrar onlara bulaşmak sûretiyle içimizin kirlenmesine müsaade etme!. Senden hayr u hasenât istikametindeki bütün dilek ve maksatlarımızı gerçekleştirmeni niyaz ediyoruz. 

Ey sürpriz lütufların sahibi, Ulu Sultanımız! Bizi endişe edip korktuğumuz hususlardan emîn eyle! 

Rabbimiz! Katından bir rahmet ver, şu dert ve dâvamızda bize doğruluk ve muvaffakiyet ihsan eyle; biz aciz kullarına nezdinden bir ferec ve mahrec (çıkış yolu ve ferahlık) nasip et!.. 

Ey her şeyin biricik mâliki, yegâne sahibi ve tek efendisi Mâlikü'l-Mülk Rabbimiz! Ne olur, biz Ümmet-i Muhammed'e dirlik ver! Fikrimizin, ruhumuzun, havl ve kuvvetimizin dağınıklığını Sana şikâyet ediyor ve bizi bu durumdan kurtaracak yegane tasarruf sahibinin Sen olduğuna inanıyoruz. Bizi bu durumdan kurtar Allah'ım! Özellikle de gerek cihanın dört bir yanında, gerekse hayatın her ünitesinde, insanlarla Senin arandaki engelleri kaldırmaya kendini adayan, sa'ylerine terettüb edecek semere itibariyle, Rıza ve rıdvânından başka hiç bir şey hedeflemeyen kardeşlerimin, bacılarımın, erkeğiyle kadınıyla dostlarımın ve gönüldaşlarımın dağınıklığını gidermeni, yaralarını sarmanı, enis ve celîsleri olmanı, onları her türlü kem göz ve kötü niyetlilerin şerlerinden muhafaza buyurmanı diliyor ve dileniyoruz. 

Ey her şeye gücü yeten Kâdir Rabbimiz! Bizi kesret dağdağasında boğulmaktan kurtaracak ve vahdet tecellileriyle dirliğimizi sağlayacak yegâne güç sahibi Sensin. Dilediğin gibi kalbleri evirip çevirme kudretine sahipsin.. N'olur, kalblerimizi te'lif buyur! Biliyoruz ki, yeryüzünde ne var ne yok, hepsini bu uğurda sarfetsek de, iki gönlü telif etmeye muvaffak olamayız. İnsanı yaratan Sen.. onda her türlü tasarrufa kâdir olan da Sensin.. gönül aynamızı duru eyle ve gönüllerimizi te'lif buyur.. ta birbirimize karşı tevahhuş hissetmeyelim.. birbirimizin enîs u celîsi olalım.. birbirimizin ayıbını araştırmayalım. İyilik ve ikramda bulunan Kerîm Rabbimiz, bizleri katından bir güçle te'yid buyur!.. 

Ey kullarının dualarına icabet eden Mucîb Allah'ım! Bizleri, sevdiğin ve râzı olduğun işlere muttali kıl, onları bize sevdir, onları hayata taşımaya ve başkalarına duyurmaya bizleri muvaffak kıl! 

Niyazımızın sonunda, dualarımızın kabul edilmesine en büyük vesile bilerek Gönüllerin Sultanı aleyhissalâtu vesselâm Efendimize, âl ve ashabına salat-ü selam eylemeni dergâh-ı uluhiyetinden diliyoruz ya Rab!

herkul.org

Şu sıralar gündem yoğun ve hareketli bu sıkıntılı dönemi atlatmayı umut ediyoruz, siz değerli dostlarımızı ''Ortak Duamıza bekliyoruz...

Farklı Boyut'ta Sürpriz Misafir

Resim

Fazıl otuz yıl önce ailesini terk edip giden ve annesinin intihar etmesine neden olan babasını affedememektedir. Evli, beş yaşında bir oğlu vardır ve eşi Dilara ile doğacak olan ikinci bebeklerini beklemektedir.

Fakat oğlu hasta ve ilik nakli yapılmazsa ölecektir. İlik bulunamayınca ümitler doğacak bebeğe bağlanır. Ne yazık ki kader yazıldığı gibi işler ve Dilara beyninde bir tümör olduğunu öğrenir. Tümörün alınması bebeği kaybetmek demektir.

Diğer yanda Kobol ise, Hançer vasıtasıyla Melek’e son kozlarından birini oynar.




Farklı Boyut 20. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Farklı Boyut 20. Bölüm

Farklı Boyut, 02 Mart Cuma günü saat 19.30’da Samanyolu’nda.

Maceracı, Zonguldak’ta Maden Ocağına Girdi

Resim

Samanyolu Televizyonu'nun sevilen programı Maceracı, Zonguldak’a geldi. İlk olarak madenci anıtı ve kent merkezindeki vatandaşları çeken ekip, Murat Yeni’nin kordon boyunda gezmesi, simitçiden simit alması ve Şehitler Anıtı'nda güvercinlere yem atması konularına yer verdi.

Zonguldak'la ilgili sunum yaparken, ''yeşil ile siyahın buluştuğu muhteşem yer'' ifadesini kullanan Maceracı Programının başarılı sunucusu Murat Yeni, “keşke daha önce gelseydim. 

Zonguldak’a gelmekte geç kaldığımı gördüm. Bu kent masmavi denizi, yemyeşil doğası ve kara elmasıyla muhteşem doğal güzelliklere sahipmiş” dedi.

Emirgan yokuşundan Karadeniz kıyılarını da görüntüleyen ekip, daha sonra Gelik Beldesi’ndeki DE-KA Madencilik Şirketine ait ocağa girdi. Şirket sahibi Musa Demir ile görüşen Yeni, daha sonra şirket yöneticilerinden Adnan Akgün ile birlikte ocağa girdi. Kapalı alan korkusunu maden ocağıyla yenen Maceracı ekibi, ''Burada bambaşka dünya varmış. Bunu yansıtmak bizim için çok büyük tecrübe oldu. Bizlere sahip çıkan Zonguldak halkına teşekkür ediyoruz. şeklinde konuştu.

Geceyi Kent Otel’de geçiren Maceracı ekibi, daha sonra Çaycuma, Devrek ve Ereğli ilçelerindeki çeşitli konuları görüntülemek için kent merkezinden ayrıldı.




Maceracı Zonguldak Bölümünü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Maceracı Zonguldak Bölümü

Türkiye'yi karış karış gezen Maceracı, Zonguldak bölümüyle 2 Mart Cuma 23:00'te Samanyolu TV'de...

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim



Resim

Resim

Resim

Resim

Resim



Resim

Resim

Resim

Resim

Resim



Resim

Resim

Resim

Resim

Davetsiz Misafir, Anadolu'nun Karlarla Süslü Şehri Kars'ta!


Resim


Davetsiz Misafir'in bu haftaki durağı Anadolu'nun bembeyaz karlarla örtülü şehri Kars oluyor. Turgay Başyayla, Kars'ın eşsiz güzelliklerini ekrana getirirken, aynı zamanda Çıldır Gölü'nde tutulan balıkların lezzetine de tanıklık ediyor.

Resim

Kars'ın meşhur kaz tandırının da tadına bakan Başyayla, ardından kızakla kaymaya hevesleniyor. Kafkas ekibinin sergilediği gösterileri ekranlara yansıtan Davetsiz Misafir, Sarıkamış şehitlerini de unutmuyor.



Resim

Çıldır Gölü'nde balık avı

Türk halk müziğinin sevilen seslerinden Turgay Başyayla 'Davetsiz Misafir ile çıktığı Anadolu yolculuğunda yurdumuzun keşfedilmemiş diyarlarını dağ tepe gezerek Anadolu'nun türkü haritasını çıkarmaya devam ediyor.

Anadolu'nun birbirinden güzel türkülerinin ekrana taşındığı programında yöresel türküleri, yöresel eğlenceleri ve yöresel tatları izleme imkânı buluyor izleyiciler. Davetsiz Misafir'in bu haftaki durağı Anadolu'nun bembeyaz karlarla örtülü şehri Kars oluyor. Turgay Başyayla, Kars'ın eşsiz güzelliklerini ekrana getirirken, aynı zamanda Çıldır Gölü'nde tutulan balıkların lezzetini de test ediyor. Kars'ın meşhur kaz tandırının da tadına bakan Başyayla, ardından kızakla kaymaya hevesleniyor. Kafkas ekibinin sergilediği gösterileri ekranlara yansıtan Davetsiz Misafir, Sarıkamış şehitlerini ekran başında izleyicileriyle birlikte anıyor.






Bembeyaz örtüsü, baş döndüren lezzetleri ve yöresel türküleriyle Davetsiz Misafir'in bu haftaki bölümü 29 Şubat Çarşamba günü saat 23:00'de Samanyolu'nda.

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Ayna - Gabon Bölümü

Bu hafta gezdiğimiz ülke ismini sık duyduğumuz ülkelerden değil. Başkentini ise hiç bilmiyoruz. Ayna Afrika kıtasının renkli ülkesi Gabon’u geziyor sizler için.

Resim

Ponomba pazarında ilginç kareler yakalıyoruz.

Ponomba pazarındayız. Tezgahlarda farklı türlerde balıklar görüyoruz. Nijeryalı bir balıkçıysa balıkları temizlemeye devam ediyor. Neredeyse Gabonlu çalışan hiç yok bu pazarda. Ülkede Gabonlular daha çok devlet memuru oluyor ya da ticaretle uğraşıyorlar. Bu tür işlerde de yabancılar çalışıyor. Afrika tarzı süpürgeler dikkatimizi çekiyor pazarda. Şambriyel lastiği ile bağladıkları çalıları süpürge olarak satıyorlar. Şimdi de kurutulmuş balık tezgahına geldik. Bu tezgahtaki balıkların özelliği güneşte değil,a teşte kurutulmuş olmaları. Eğer balıklar ateşte kurutulursa 3 aydan fazla bozulmadan kalabiliyorlarmış.

Gabon’da geleneksel bir düğüne davetliyiz.

Damadın kabilesi hediyelerle geliyor eve.Tek tek ortaya konulan hediyelerin içinde yiyecek, içecek, meyve, kumaş ve biraz da para var. Soğanı da hediyelerin içinde görünce bir hayli şaşırdık doğrusu. Eğer kız tarafı hediyelerden memnun kalmazsa kızlarını evden çıkarmama ihtimalleri bile varmış. Neyse ki aile verilen hediyeleri kabul ediyor ve geleneksel dans eşliğinde gelin evden çıkarılıyor.

Gabon’da satın alabileceğiniz hediyelik eşyaları sizler için araştırdık. 
Ahşap oymacılığından taş oymacılığına, tamtamlardan maskelere kadar bir sürü çeşitte hediyelik eşyaların satıldığı dükkanı sizler için görüntülüyoruz.. 

Afrika kıtasındaki bu farklı ülke Gabon’u kaçırmak istemiyorsanız Cumartesi akşamı Ayna’da buluşalım.




Ayna - Gabon bölümünü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Ayna - Gabon Bölümü

Ayna, Gabon bölümüyle 4 Mart Cumartesi 23:00'de Samanyolu TV'de ekrana geliyor...