Ayna olarak bu hafta sizlerle güzel bir tur yapacağız Suudi Arabistan’da.

Suudi Arabistan’da farklı farklı kabileler var ve her kabilenin de kendine has özellikleri var. 15 civarında büyük kabile var ülkede.
Cenadriye Festivali ülkenin en büyük festivallerinden. Kral ve Kraliyet ailesinin de katıldığı törenler çok renkli gösterilere sahne oluyor. Ardha dansı festivalin en ilgi çeken anlarından birisi. Bu dansta kraliyet ailesi üyeleri de bizzat kendileri dansa katılıyorlar. Yaklaşık 2 bin devenin katıldığı dünyanın en büyük deve yarışlarından birisi yapılıyor bu festivalde. 30 bin civarında insan yarışları nefeslerini tutarak seyrediyorlar. Yarışların birincilerine ise hem para hem de çok pahalı hediyeler veriliyor.
Arap atları dünyada oldukça meşhur. Necd bölgesinde yetişen ve çöl şartlarında yaşamaya uyumlu bu mükemmel atlara Suud vatandaşları çok düşkünler. Suudiler bu atları ülkelerinin en değerli hazineleri arasında görüyorlar. Safkan Arap atları güzel görünüşleri, dayanıklılığı, zekası, hızı, savaş anındaki cesaretleri ve sadakatleriyle nam salmışlar tüm dünyaya. Bu Arap atlarına değer biçilmekte zorlanılıyor.
Bir kabilenin geleneksel bir düğün törenindeyiz şimdide. Misafirlere ilk önce Arap kahvesi sunuluyor. Ardından yemeğe geçiliyor. Tepsilerin üzeri sebzeli pilav ve et dolu. Tam bir ziyafet bu. Yemekler de elle yeniliyor. Çok rahat bir şekilde herkes elini daldırıyor tepsiye. Pilavı da eti de elleriyle afiyetle yiyorlar. Bu onlar için çok sıradan bir durum.
Suudi Arabistan'ın kuzeyinde Hz. alih Peygamber döneminden kalma kalıntılar var. Adına da Madain Salih yani Hz. Salih Peygamber'in şehirleri deniliyor. Kalıntılar o kadar eski ki tarihi, M.Ö 3000 senesine kadar gidiyor. Buralar tarihte Semud Kavminin yaşadığı topraklar... Bugün Madain Salih Suudi Arabistan'ın önemli turistik noktalarından. Ülkenin gizli hazinesi olarak adlandırılıyor. 1972 yılından beri Arkeolojik alan olarak bölge koruma altına alınmış durumda. Bu bölge aynı zamanda Unesco'nun Dünya Kültür Mirası Listesinde.
Suudi Arabistan’daki restoranlarda ailelerin ve erkeklerin ayrı ayrı yemek yiyebileceği iki bölüm var. Ayna olarak Cidde’de çok meşhur olan bir Türk lokantasına gidiyoruz. Bu renkli görüntüler ve daha fazlası için cumartesi saat 23:00’da Ayna’da buluşalım.
Ayna - Suudi Arabistan bölümünü Küre TV'den izleyebilirsiniz.
Ayna Suudi Arabistan bölümüyle Cumartesi Samanyolu TV'de...

Ünlü türkücü Başyayla, Samsun'un keşfedilmemiş yerlerini dağ tepe geziyor...
Samanyolu TV’de, Turgay Başyayla’nın keyifli sunumu ile gezi-eğlence programı Davetsiz Misafir, izleyenleri ve türkü sevenleri ekrana kilitlemeye devam ediyor. Ünlü türkücü Başyayla, Samsun’un keşfedilmemiş diyarlarını dağ tepe geziyor.
Bu hafta Samsun’a konuk olan Başyayla, Samsun’un birbirinden güzel lezzetlerinin ve türkülerinin izini sürüyor. Davetsiz Misafir, ilk durak olarak seçtiği Bafra’nın dillere destan pidesinin yapımını öğreniyor. Pide Ustası’nın keyifli muhabbetiyle coşan Başyayla, bu meşhur pidenin tadına bakmadan ayrılamıyor.
Ardından şömine önüne asılarak pişirilen kazları ekrana getiren Başyayla, keyifli türküler eşliğinde pişen kazların tadına bakıyor. Davetsiz Misafir, süpürge yapımını öğrenirken, Samsunlu hanımların enfes yemeklerini tatmadan da Samsun’dan ayrılmıyor.
Davetsiz Misafir Samsun Bölümünü Küre TV'den izleyebilirsiniz.
Davetsiz Misafir Samsun Bölümü
Samsun’un en güzel türküleri, lezzetleri ve keyifli yöre insanıyla eğlenceli sohbetleri ile birlikte ''Davetsiz Misafir'' 02 Mayıs Çarşamba günü saat 23:00’da Samanyolu TV’de...
Oktay Usta'nın resmî internet sitesi açıldı...

Oktay Usta ile Yeşil Elma resmî web sitesi açıldı...
Ekranların lezzet durağı Yeşil Elma'nın tek resmi web sitesi açıldı. Her gün güncel ve pratik tariflerin kolaylıkla bulunabileceği Oktay Usta'nın resmi web sitesinde leziz yemeklerin hazırlanışları ve özel klipler de sizlere ilk elden ulaşıyor...
Oktay Usta'nın Resmi Yemek Tarifleri Sitesi İçin Tıklayın

Dünyanın dört bucağındaki Türk kolejlerinin öğrencileri yine Türkçe Olimpiyatları'nda buluşuyor...
Türkçe'nin bayrağını taşıyorlar... Şiirler, şarkılar ve türkülerle dostluğumuzu seslendiriyorlar..
Dünya genelinde yapılan Türkçe Olimpiyatları ülke finalleri Mehtap tv'de ekrana gelmeye devam ediyor.
10. Türkçe Olimpiyatları ülke finallerinde Cumartesi günü Romanya, Pazar günü de Bosna Hersek Finali 22:30'da Mehtap TV'de...
Türkçe Şöleni Devam Ediyor

"Bilmediğin şeyin peşine düşme!" şeklindeki emr-i ilahi, insanların gizli hallerini araştırmayı ve su-i zanna dayanarak onlar hakkında hüküm vermeyi yasaklamıştır.
Bir başka ayet-i kerimede de "Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın." (Hucurât, 49/12) buyrulmuştur.
Eğer, bir insanın ruhunda herhangi bir hastalık varsa, o başkalarında da o hastalığın olduğunu zanneder ve diğer insanları da o marazla değerlendirir. Mesela, onun bunun malını aşırmaya alışmış bir hırsız, her gördüğü kapıyı nasıl açacağının hesaplarını yapar, önüne çıkan her duvarı nasıl aşacağını düşünür ve karşılaştığı her insanı da kendi mülahazalarına benzeyen düşünceler içinde zanneder. Yolda yürürken bir dükkânın kepengine göz ucuyla bakan birini görse, onun hakkında hemen "hırsız" hükmünü verir. Çünkü kendi dünyası hep el-âlemin kilitli kapılarını açmak ve mallarını çalmak etrafında örgülendiği için başka insanlar hakkındaki değerlendirmeleri de ona göre olur. Aynı türden kalb hastalıklarına maruz diğer insanların durumu da farklı değildir. Onlar her gölgeyi asıl zanneder; her ihtimali vak'a gibi değerlendirirler. Gördükleri ve duydukları en küçük şeyleri büyütür, şişirir ve mübalağalarla bir balon haline getirirler; kulak yoluyla içe akan ve göze takılan ham bilgileri kalb kazanında eritir, farklı kalıplara döker ve onları kesin bilgi yerine koyarak hükümler verirler. Sonra da daha baştan yanlış olan o hükümleriyle insanları suçlar, yargılar ve değişik şekillerde cezalandırırlar.
Oysa Allah Resûlü (aleyhi ekmelü't-tehâyâ), "Zandan kaçının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüste bulunmayın, birbirinizin içyüzünü araştırmayın, birbirinizin sözlerine kulak kabartmayın, birbirinizle rekabete girişmeyin, birbirinizi çekememezlik etmeyin, birbirinize karşı buğzetmeyin ve sırtınızı dönmeyin; ey Allah'ın kulları kardeşler olun!" buyurmuş; tecessüsten, su-i zandan ve kardeşliği zedeleyecek her türlü davranıştan uzak durmamız ikazında bulunmuşlardır.
Öyleyse, gerekirse kulaklarınıza kurşun akıtacaksınız ama mü'minler hakkındaki olumsuz sözlere asla kulak kabartmayacaksınız.. icap ederse gözlerinize mil vuracaksınız ama Müslümanların olumsuz yanlarını araştırmayacak, hatalarını görmeye çalışmayacaksınız. İnanan hiçbir insanı bir sözüne, bir haline ya da bir tavrına mahkûm edip onun hakkında kötü düşünmeyecek, gönlünüzü su-i zanlarla kirletmeyecek; gözünüzden, kulağınızdan ve kalbinizden dolayı da hesap vereceğinizi bir lahzacık da olsa unutmayacaksınız.
Tarikat-ı Muhammediye üzerine yazılan şerhlerden biri olan Berika'nın müellifi İmam Hâdimî, "Bir mü'mini zina halinde bile görsen, hemen onun hakkında hükmünü verme. Gözlerini sil, 'Allah Allah, bu insan böyle çirkin bir işi yapmaz!' de; dön bir kere daha 'O mu?' diye kontrol et. O ise, 'İhtimal yine yanlış gördüm' de; bir kere daha gözlerini yalanla ve onları silip tekrar bak. Eğer hâlâ o insanı o kötü iş üzerinde görüyorsan, 'Ya Rabbi! Onu bu çirkin halden kurtar, beni de böyle bir günaha düşürme' deyip çek git." diyor. Hazreti İmam'ı çok severim, ona karşı çok hürmetim vardır ama bu sözlerini fazla bulurum. Bence, gördün ki, bir mü'min bir yerde böyle kötü bir haldedir; gözüne iliştiği ilk anda, meseleyi tecessüs etmeden, tam teşhis ve tespit peşine düşmeden, o sevimsiz fotoğraflar gözünden gönlüne akarak kalb kazanında eriyip bir hüküm kalıbına girmeden, sırtını dönüp "Allahım günahkâr kullarını hidayete erdir, beni de affet" demeli, oradan uzaklaşmalı ve gördüğünü de unutmalısın.
Kur'an Talebesine Yakışır mı?
Evet, günümüzün en büyük dertlerindendir su-i zan ve gıybet. Öyle ki, bugün imana ve Kur'an'a hizmet dairesi içinde Müslümanlara ait pek çok problem halledilmiştir. Mesela, şöyle-böyle bir kardeşlik ruhu teessüs etmiştir; müşterek hareket, paylaşma, yardımlaşma, bir gaye-i hayale bağlı yaşama ve fikir işçiliği peşinde olma gibi çok önemli hasletler, Allah'ın izniyle, herkesin benimseyip kendi hayatında tatbik etmeye çalıştığı esaslar haline gelmiştir. Fakat kötü ahlakın birer parçası olan bazı mezmum fiiller vardır ki, maalesef, onların üstesinden hâlâ gelinememiştir. İnsanların hatalarını arama, gizli hallerini araştırma, kabahatlerin izini sürme, kulağı olumsuz sözler için kullanma, gözü faydasız resim kareleriyle yorma, dili gıybetle, iftirayla kirletme ve bütün bu menfilikleri kalb mutfağında, fuad tezgahında kesme, doğrama, pişirme.. böylece, çok küçük meseleleri büyütme; bazen bir sözle bir insanı ademe mahkum etme, bazen de bir başkasının bir anlık haline bakıp onu defterden silme.. gibi öyle çirkin günahlar vardır ki, herkes için olmasa bile bazılarımız için bunlar hâlâ bertaraf edilememiştir ve bu günahlar, kuyruğunu dikip bir köşede sinsi sinsi bekleyen bir akrep gibi bazı mü'minlerin gönül hayatına zehir akıtmaya devam etmektedir.
Bilmediğin Şeyin Peşine Düşme!
Akoder Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Bostancı'dan çarpıcı değerlendirmeler

Ülkemizde çocuk odaklı televizyonculuğun geçmişini düşününce ilk akla gelen kişi tartışmasız Meryem Akbal. TRT terbiyesinden geçmiş olan Meryem Akbal ülkemizde çığır açan bir televizyoncu.Çocuklarımdan dolayı yıllardır yaptığı her iş bir şekilde gündemimde yer aldı.Samanyolu ekranlarından evimize misafir olan Tarçın ve arkadaşlarıyla büyüyen oğlum şu an 13 yaşında.Yeşil Obayı çocuklarım kadar, hatta belki daha büyük bir ilgiyle takip ettim.Şakayık ailesinin veteriner babası Hasan Bey,öğretmen annesi Necla hanım ve oğulları Nezih’i şehirden köye uzanan hikayesi ne tatlı anlatılmıştı.
Bizden,yerel öğelerle süslenmiş bir program olan Yeşil oba, bize farklı bir ufuk açtı. Kendimizden beslenmeyi, müktesebatımızı kullanmayı, yerel ve bize özgü olanların değerini bilmeyi,bu şekilde ürün üretmeyi örnekledi. Yeşil Obanın bitişi evde en çok beni üzmüştü.O dönem bir boşluk oldu yayınlandığı kanalda.Cedrik isimli çizgi filme bıraktı yerini Yeşil Oba. Cedrik ve kız arkadaşı Çinli Çen’e dair şikayetlerimle ilgili kanalı bir çok kez aradığımı hatırlıyorum.Her defasında uzman bir ekibin gözetiminden geçtiğini, bazı bölümlerin ayıklanarak yayınlandığını anlatmaya çalıştılar. Ama Yeşil Oba sonrası Cedrik soğuk bir duş etkisi yapmıştı bende.
Sonra 2007’de Yumurcak doğdu. Artık ülkemizin bir çocuk kanalı vardı.Çocuk odaklı yayın yapmanın ticari risklerine rağmen Yumurcak bu riski aldı ve yeni bir çığır açtı.
Genel Yayın yönetmeni Meryem Akbal yine çok güzel işlere imza attı. Bu ülkeye çocuk yayıncılığında bir ufuk çizdi. Yumurcak tv, hem ebeveynlere hem de çocuklara rahat bir soluk aldırdı. Çocukluğun masumiyetine zarar vermeyen, duygusal, düşünsel ve davranışsal anlamda gelişimine katkıda bulunan yapımların toplumun geleceğini korumak için ne kadar önemli ve gerekli olduğu anlaşıldı. Çocuk odaklı yayınların ne kadar önemli olduğu, özellikle çocuğun yaşına, duygu, düşünce ve algı dünyasına uygun olmayan içeriklere maruz kaldığında ne tür sıkıntılar oluştuğu müşahede edildi.Yumurcak tv ‘nin çok kısa bir sürede ciddi bir izlenme oranına ulaşması da pedagojik bir bakış açısıyla yapılan kaliteli içeriğin muhatabı tarafından kabul gördüğünün en büyük ispatı oldu.
Bu süreçte bir çok ulusal kanal ticari endişelerle uzak durdukları çocuk odaklı yapımlarını yayın akışlarından tamamen çıkardılar. Bazıları çocuk kanalı açtı. Bu arada uydudan ya da kablolu üzerinden yayın yapan çocuk kanalı olduğu iddiasında olan kanallarda ortaya çıktı.Çocuğun hassasiyetlerini yok sayan,masumiyetine helal getirecek dozda şiddet, cinsellik içeren yada belli bir yaşam tarzı dayatan çizgi filmleri tercih eden kanallarda var olmaya devam ediyor.Ancak pedagojik olarak çocuğun yaşına uygun,görsel anlamda kalite yapımların varlığının diğerlerinin etki gücünü azaltıcı bir etkiye sahip olduğu görüldü.
Süreç içinde devlet destekli çocuk kanalı TRT Çocuk geldi. Çocuk odaklı,devlet destekli bir kanalın olması biraz gecikmişte olsa çok isabetli oldu. Çünkü televizyon izleme oranının oldukça yüksek,medya okuryazarlığı oranının istenen düzeyin hayli altında olduğu ülkemizde,çocuğa uygun, kaliteli ve reyting kaygısı gütmeden yapılan, devamı reklam gelirlerine bağlı olmayan kanalların sayısının artması hayati derecede önemliydi.
JANGEUMUN RÜYALARI VE CAİLLOU
Yumurcak TV bizi Jangeum ve Caillou ile tanıştırdı.
Bizim evin en çok izlenen iki çizgi filmi oldu bunlar.Jangeumun maceralarını kaç tur izlediğimizi hatırlamıyorum bile. Verdiği mesajlar, öğreticiliği hakkında sayfalarca yazabilirim.
Sonra Caillou geldi. İki çocuklu bir Fransız ailesinin hayatını 3-6 yaşın pedogojik özelliklerine uygun şekilde anlatıyordu. Onu ve sakin yaşantısını çok sevdik.Zamanının büyük bölümünü Caillou ve kardeşiyle ile geçiren anne-baba karakterleri, aile büyükleri (büyükbaba-büyükanne), komşularla ve çevresiyle sıkı bir temas halinde olmanın gerekliliği ve bu ortamın çocuğa ve aileye katkısı çok güzel vurgulanıyordu. Modern çağın parçalanan büyük ailesini toplayan, güven içinde yaşanan bir mahalleyi hatırlatan bu yapım bize kaybettiğimiz ya da kaybetmekte olduklarımızı da hatırlattı. Özellikle yoğun bir çalışma hayatının içindeki aileler için, genelde ise çocuğunun yanında olup onu ihmal edenler için güzel bir örneklik oluşturdu.Hatta çocuklar çok kibar, orunlarını konuşarak halleden, sabırlı ebeveynler için ''Caillou’un ailesi gibidiye bir tabir geliştirdi.
PEPEE, KELOĞLAN MASALLARI VE DEDEKORKUT
TRT Çocuğun en sevilen iki yerli karakteri Pepee ve Keloğlan.
Pepee hedef kitlesi 3-6 yaş olan bir yapım.Hitap ettiği kitle ve iyi bir pazarlama taktiği sayesinde çok iyi tutan,bilinirliği artan bir proje.Pepee yerel değerlerden beslenen,3-6 çocuklarının dilini yakalamış bir yapım.Akılda kalan şarkıları,Halayları,Zeybek oyunu,Hüdayda’sıyla,başı örtülü ninesiyle kendi kültüründen beslenen temalarıyla önemli bir yapım.
Bir anne hassasiyetiyle yapıldığını gözlemlemek hiç zor değil.İçeriğe eklenen bize has,yerel temalar çok iyi çalışılmış. Kendi değerlerinden beslenmenin izleyicide oluşturduğu önemli bir duygu var. Kendi tarihsel kodlarını doğru okuma ve bu birikimden bir çocuk yapımında faydalanmak, bir müzik ve sanat zevki edindirmek çocuklar açısından ciddi bir kazanım.
Tüm bunlara karşın bazen çok iyi çalışılmamış hissi veren şarkıları da var. Düşünüldüğü gibi söylenivermiş bazı şarkılar. Bazı pedagojik hatalara da rastlanabiliyor. Örneğin 10’ar 10 ar saymak gibi.Bir de dünyanın 150 ülkesinde yayınlanan Pokoyo gibi çok bilinen bir karakterden esinlenilmiş olma gerçeği var. Özgün bir proje olmayışı çocuklar penceresinden bakınca çok fazla bir şey ifade etmeyebilir ancak, işin uzmanları ve meslek erbabı tarafından bu işin nasıl değerlendirildiği de önemli.Malum yapılan işin küresel etkileri de var.
Eğer çocuk yayıncılığı konusunda söz sahibi olmak, bu konuda bir ufuk belirlemek istiyorsak tamamen özgün projeler üretmek zorundayız olmalı ve o sabiteden hareketle genişletmeliyiz çemberi.
KELOĞLAN MASALLARI
Hedef kitlesi çocuklar olsa da yetişkinlerinde büyük bir beğeniyle izlediği TRT Çocuğun en çok bilinen, kaliteli ve tamamen yerli yapımı Keloğlan Masalları kendine özel bir hayran kitlesi oluşturmuş durumda. Çocukların tekrar bölümlerini bile sıkılmadan tekrar tekrar izlediği bir yapım.
Dede Korkut isimli çizgi filmde kültürel ve tarihi merakları tahrik etme anlamında güzel bir yerli yapım. Bu tür yapımların sayısının artması ülkemiz açısından hayli sevindirici.
POKOYO
Pepee’nin en kibar tabiriyle esinlendiği çizgi film karakteri Pokoyo,2005 yılında İspanya,Madrid’te doğmuş. 150 ülkede bilinen evrenselmiş bir karakter. Şimdilerde Yumurcak tv’de haftada üç gün izlenebiliyor.
Benim gözlemlediğim kadarıyla Yumurcak tv son yıllarda evrensel değerleri taşıyan yapımları önceliyor. Bu anlamda yapılmış kaliteli ürünleri muhatabına taşımayı hedefliyor. Ancak ben şahsen Meryem Akbal’ın düşünce ve duygularından beslenen yapımları özledim. Meryem Akbal neden dünyanın ikinci Hayao Miyazaki’si olmasın. Eserleri tüm dünya çocuklarına dokunmasın.Belki şu anki sorumluluğunun ağırlığı buna müsadee etmiyor olabilir ancak onun etrafında ondan el alan bir ekip bu işi pekala yapabilir.Bu, belki de dünyada bırakılacak en büyük sadakayı cariye olabilir.
Ebeveynlerin çocuklarına rahatça izletebileceği bu tip yapımların artması hem ülkemiz hem de dünya açısından ciddi bir kazanım.Belki bundan sonraki hedef, tüm dünyada kabul görecek yerel öğelerde taşıyan, insani erdemleri merkezine alan yapımlar olmalı. Keloğlanın yada Nasrettin hocanın evrensel figür olarak tüm dünya çocuklarının gündeminde olması ne hoş olurdu değil mi?
Çocuk Programları, Çocuk Yayıncılığı Nereden Nereye Geldi?