29 Ocak 2012 Pazar

Ve İnsan Aldandı 23. Bölüm

Şeytan tuzaklarını kuruyor

Resim

Samanyolu TV'nin sevilen dizisi Ve İnsan Aldandı sizlerle... 

Erdal, saygınlık kazanmak uğruna kötü işlere bulaşır. Erdal, zengin bir kızla dünya evine girmiş ve 17 yıl bu evliliği sürdürmüştür. Ancak Erdal, kayınpederinden hak ettiği saygıyı göremediği gibi ezilir ve aşağılanır.

Özel yaşamındaki mutsuzluk iş yşamında da peşini bırakmaz. Öyle ki yaptığı projelerle dahi ilgilenilmez. Artık oğlu bile babasını pısırık olmakla suçlamaya başlamıştır.

Şeytan boş durmaz. Erdal'a en yakın vasıtasıyla yaklaşır. Erdal yıllardır kazanmak istediği saygınlığı elde edebilmek için kendi karısını kaçırmaya karar verir.

Fakat işler planladığı gibi gitmez. Olaylar rayından çıkar ve geri dönüşü olmayan bir yola girer.




Ve İnsan Aldandı 23. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Ve İnsan Aldandı 23. Bölüm

Ve İnsan Aldandı yeni bölümüyle 30 Ocak Pazartesi 19:30'da Samanyolu TV'de..

Farklı Desenler 61. Bölüm

Yaşar'ın hazin sonu...

Resim

Yaşar gözyaşları arasında toprağa verilir. Pınar ise acı, hüzün, ölüm dinlemeden yapacağını yapar. Cenazeye gelen gizemli adam Emir'e yaklaşır ve onu bir adrese yönlendirir.

Emir bunun tuzak olduğunu anlayacak mıdır? Feride ve Pınar'ın arasında bir mektup krizi yaşanır. Feride, kendisine ait olan mektubu Pınar'dan almayı başarabilecek mi?






Farklı Desenler 61. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Farklı Desenler 61. Bölüm

Farklı Desenler, 61. Bölümü ile 29 Ocak 2012 Pazar 19:30'da Samanyolu TV & Küre TV'de...

27 Ocak 2012 Cuma

Günahlar Karşısında Sabır Talebi

Hazreti İsa'nın (aleyhisselam) doğumundan yaklaşık olarak 9-10 asır önce Mısır ile Filistin arasında Amalika adlı bir kavim yaşamaktaydı.

Resim

Câlût adında bir hükümdar tarafından idare edilen bu kavim, İsrailoğulları'na saldırıp onları perişan etmiş; vatanlarından kovmuş, çoluk çocuklarından ayrı koymuştu. Bunun üzerine İsrailoğulları, peygamberlerine müracaatta bulunmuş, düşmanlarıyla çarpışmak için kendilerine bir komutan tayin etmesini istemişlerdi. "Ne olur, bize bir hükümdar tayin et de biz de Allah yolunda cihad edelim" demişlerdi. İsrailoğulları'nın fıtratını çok iyi bilen o peygamber, "Ya savaşma emri size farz kılınır, siz de savaşmazsanız?" deyince onlar, "Ne diye Allah yolunda cihad etmeyelim ki; vatanlarından çıkarılan biz, çoluk çocuğundan ayrı düşenler de yine biziz." cevabını vermişlerdir. Onlar böyle deseler de, cihad kendilerine farz kılınınca içlerinden çoğu sözlerinden dönüvermiş ve geride ahdine sadık pek az insan kalmıştır. Fakat dönemin peygamberi, bunu önceden bilmesine ve onların daha sonra takınacakları tavrı o anki hallerinden okumasına rağmen İsrailoğulları'nın kumandan talebini geri çevirmemiş, Tâlût'u hükümdar ve başkomutan olarak tayin etmiştir. 

Tâlût ve Suyla İmtihan 

İsrailoğulları başlangıçta işi zenginlik ve kavmiyetçilik noktasından ele almış ve Tâlût'un hükümdarlığını tasvip etmemişlerdi. Peygamberleri onlara seçimin Allah Teâlâ tarafından yapıldığını ima etmiş, Tâlût'un Hak indindeki yerine dikkat çekmiş ve devamla şöyle demişti: "Onun hükümdarlığının alâmeti, size içinde Rabb'inizden bir sekîne ile Mûsâ ve Harun'un manevî mirasından bir bakiyye bulunan ve meleklerce taşınan bir sandığın gelmesidir. Eğer iman etmeye niyetli iseniz bunda, elbette sizin için delil vardır." İşte, İsrailoğulları ancak o zaman Tâlût'un hükümranlığına razı olmuşlardı. 

Tâlût, Câlût'a karşı sefere çıkmak üzere ordusunu harekete geçirince askerlerine şöyle demişti: "Allah sizi, bir ırmakla imtihan edecek. Onun suyundan kana kana içen benden sayılmayacak; sadece avucuyla aldığı miktar muaf olmak üzere, kim o sudan içmezse o da benden sayılacak." Böylece, Tâlût onları uyarmıştı; fakat onlar, -pek azı hariç- suyun başına varır varmaz ondan avuç avuç içmişlerdi. İçmiş ama içtikçe daha bir susamış, bir türlü suya kanmamış ve imtihanı kaybederek yolda kalmışlardı. Tâlût ve zaruret miktarı bir avuç suyla iktifa eden sâdık müminler ise ihtiyaçlarını görüp ırmağın diğer tarafına selametle geçmişlerdi. Suyun öbür yakasında kalanlar, yeis ve inkisar şurubu içmişçesine "Bugün bizim Câlût ve ordusuna karşı duracak tâkatimiz yoktur" demiş, geri çekilmişlerdi; ama ölümden sonra diriltilip Allah'ın huzuruna çıkacaklarını bilen diğerleri, "Nice küçük topluluklar vardır ki, Allah'ın izniyle, büyük cemaatlere galip gelmiştir. Doğrusu Allah, sabredenlerle beraberdir." diyerek yollarına devam etmişlerdi. 

Evet, mü'minler, ahde vefa göstererek Hak yolunda şehid veya vazifesini yapmış gazi olmaya karar vermişlerdi. Onlar, Câlût'u ve onun yüreklere korku salan ordusunu görünce ürküp kaçma yerine Tâlût'un etrafında daha bir kenetlenmiş ve Allah'a teveccüh edip sabra sarılmak gerektiğine inanarak şöyle niyaz etmişlerdi: "Ya Rabbenâ, üstümüze gürül gürül sabır yağdır, ayaklarımıza sebat ver ve kâfir topluluğa karşı bizi muzaffer eyle!" (Bakara, 2/250) 

İşte, İsrailoğulları'ndan çoğunun onca hır-gür çıkarmalarından, ahde vefasızlık yapmalarından ve inananları yüz üstü bırakıp geri dönmelerinden sonra, sadıkların o kadarcık bir teveccühünü Cenâb-ı Hak cevapsız ve mükâfatsız bırakmamıştı. Allah'ın izni ve inayetiyle Dâvud (aleyhisselam) Câlût'u öldürmüş ve Tâlût ordusu düşmanlarını bozguna uğratmıştı. 

Neye Karşı Sabır? 

Sabır, bir zaviyeden diyanetin yarısını teşkil eden çok önemli bir kalbî ameldir; o sadece belalara münhasır değildir, onun pek çok çeşidi, derinliği, yanı vardır. Hazreti Üstad, belli başlı sabır çeşitlerini üç kategoride toplamış; hususiyle masiyetten uzak durmayı, musibetlere katlanmayı ve ibadet ü taatte devamlı olmayı nazara vermiştir. Bununla beraber, sabredilen hususlar itibarıyla sabır çeşitlerini çoğaltmak da mümkündür: Dünyanın cezbedici güzellikleri ve nefsi gıcıklayan nimetleri karşısında istikameti koruma adına sabır, belli bir vakte bağlı işlerde zamanın çıldırtıcılığına karşı sabır, ermiş insanların can ü gönülden cemâl-i İlahi'yi arzu etmelerine rağmen dine hizmeti kendi nefislerine tercih ederek burada kalıp vazifeye devam etmeleri, her anı "Refik-i A'la" hülyalarıyla geçirdikleri halde O'nun takdirine rıza göstererek ölümü değil O'nun hoşnutluğunu istemeleri şeklindeki vuslata karşı sabır... bunlardan bazılarıdır.

Bu itibarla, bilhassa sokakların birer kanal haline gelip gözlerden gönüllere günah akıtıp durduğu günümüzde masiyetten kaçma ve ibadet ü taate sarılma adına sabır talebi çok önemlidir. Her mü'min hemen her zaman "Allah'ım! Kalbime ibadet ü taati şirin ve günahları da çirkin göster; kulluğu bana sevdir, günahlara karşı içimde tiksinti hissi uyar. İbadetlerde devamlı olma, kötülüklerden uzak durma konusunda beni sabırlı kıl!" mülahazalarıyla oturup kalkmalıdır. 

1- Hazreti Üstad, belli başlı sabır çeşitlerini üç kategoride toplamış; hususiyle günahlardan uzak durmayı, musibetlere katlanmayı ve ibadet ü taatte devamlı olmayı nazara vermiştir. 

2- Sokakların birer kanal haline gelip gözlerden gönüllere günah akıtıp durduğu günümüzde, günahlardan kaçma ve ibadet ü taate sarılma adına sabır talebi çok önemlidir.


Günahlar Karşısında Sabır Talebi

26 Ocak 2012 Perşembe

Şefkat Tepe 53. Bölüm

Şefkat Tepe'de heyecan dorukta... 

Resim

Gözü dönmüş bölücü örgüt yine haince bir plan ile halka zulmetme yolunu seçmiştir. Plan doğrultusunda örgüt üyeleri asker kıyafeti giyerek köyleri basmakta ve yaptıkları bu eşkiyalığı kahraman askerimizin üzerine yıkma yolunu seçmişlerdir.

Böylelikle halkın devlete ve askere olan güvenini sarsıp, kendi taraflarına çekmeyi amaçlamaktadırlar. Bir süredir diziden uzak kalan Şahin ise, yeni ve izleyicileri çok şaşırtacak bir durum ile karşımıza çıkacak.





Şefkat Tepe 53. Bölümü Küre TV'den izleyebilirsiniz.

Şefkat Tepe 53. Bölüm

Şefkat Tepe, 53. Bölümü ile 28 Ocak Cumartesi 19:30'da Samanyolu TV & Küre TV'de...

Farklı Boyut Röportajı İçin Sorularınız

Farklı dizimiz Farklı Boyut'a güzel bir röportaj yakışır diye düşündük. Değerli üyelerimizin sorularını göz önünde bulunduralım, meraklarını giderelim istedik.

E buyrun; Farklı Boyut'a dair ne bilmek istiyorsanız yazabilirsiniz, sorularınızın yanıtlarını çok yakında yayınlanacak röportajımızda bulacaksınız inşAllah.



Farklı Boyut Röportajı İçin Sorularınız

Samanyolu Tv Dizileri Gizli Kalmış Hazine Gibi

Bu akşam yine gezindim kanalları. Ve bir kanalda kaldım. Sağ altta "Adalet ve Merhamet" yazıyordu. Yazı ara ara "Ve İnsan Aldandı" sözüyle yer değişiyordu.

Elektronik Haber Ajansı (e-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre, Samanyolu Tv dizileri Gizli Kalmış Hazine gibi. Örenk olarak; Evladı akciğer hastası olan bir Savcı'nın organ mafyası ile yaşadıkları ibret nazarıyla sergileniyordu. Öylesine bakmaya başladım. Hiç bir kanalda eğleşemeyen uçarı gönlüm, takıldı kaldı bir süre sonra. "Savcı acılı ama kararlı, karısı isyankar ve sabırsız. Mafya acımasız ve inançsız. '' Hiç birini daha önce görmediğim oyuncular acıları, isyanları ve sahtekarlıkları çok güzel sergiliyorlardı bakir yüzlerinde."Ne ve kim olursan ol ama dürüst ol, söz konusu evladınsa da bir sorunu yanlış yollardan çözmeye kalkma, kadere teslim ol, değerlerinden asla taviz verme..." ve daha onlarca mesaj akıyordu ekrandan beynime. Sanki yıllardır yanlış ilaç kullanmıştım da doğru ilacı alan beynim yavaş yavaş tedaviye cevap vermeye başlamıştı.

Dizinin sonunda gözyaşlarımın ellerime tıp tıp düşüşüyle kendime geldim. Evladını kaybetme korkusuyla istemeden
200 bin dolar verdiği mafyanın bir sokak çocuğunun ciğerlerini illegal yolla alıp kendi oğluna takmasına gönlü razı olmayan savcı baba onları yakalatmış, organ yetiştiremediği oğlunu toprağa vermiş, sokak çocuğunun hayatını
kurtarmış ve onu evlat edinmiş, görevinden de açığa alınmıştı.

İşin beni ağlatan kısmı, küçük çocuğun son güne kadar kendisinden imzalı GS forması beklediği Hakan Şükür'den o öldükten sonra formanın gelmesiydi. Baba formayı götürüp oğlunun mezarına bıraktı.

Her şey bir şekilde hallolmuş, savcı bey açığa alınmış ve artık kovalaması gereken bir hayat mücadelesi de yokken gidip eşiyle belki de bir dağ köyünde veya uzun bir gemi seyahatinde dinlenip acılarını teselli edebilecekken Türk milletinin bariz vasfıdır, ağız tadıyla mutlu olamayız ya bir türlü; Devletin verdiği koruma polisi tarafından ki, organ mafyasının adamı imiş başından beri oracıkta, evladının mezarı başında vurulması sıradan bir "ekşın"olarak dizinin değerini iki-üç puan düşürse de çok beğendim.. 

Kanal sahiplerinden bir özür-helallik dilemem lazım. Her zaman dediğim bir şey vardı, STV dizileri pek tutulmaz. Yağmurdan Sonra, Beşinci Boyut, Sırlar Dünyası ve Tek Türkiye gibi başat yapımlardan sonra başarılı bir yapım çıkaramadılar. Hayır, affedin beni, meğer ben ön yargılarımdan dolayı izlemiyor muşum ,meğer hala güzel yapımlarınız varmış. Cemile'nin, Havva'nın, İffet'in sakız gibi sündükçe sünen dertlerinden sonra bu dizi içimi ferahlattı. İnanın, çok ünlü, çok reklamlı, her hafta gündemi etkileyen dizilerden herkes bıktı iyice. Kimi dizilere "Artık bitse de kurtulsak.." diye bakan çok fazla insan var. 

Bu boşluğu sözünü ettiğim dizi gibi mesajı net, oyuncuları amatörlüğün tadına varmış güncel ve samimi yapımlarla siz rahatlıkla doldurabilirsiniz. 

Karşınızda usta ve seçici bir seyirci kitlesi oturuyor; sözümü kaale alın, Sırlar Dünyası'nın, Beşinci Boyut'un yerini tutabilecek yeni dizilerle hem izlenme oranlarınızı yükseltebilir, hem de bıkkın ve doygun, af buyurun "dizi manyağı" olmuş seyirciye taze bir başlangıç yaşatabilirsiniz. 

Haydi STV'ciler, asılın küreklere, hayal dünyası kirlenmiş, rezalet izlemeye doymuş ancak gözü-gönlü güzelliklere aç 70 milyon(!) seyrici sizi bekliyor.. 

Sanırım seyricisi olduğumuz aleme de TV'ye de aynı nazarla bakmamız lazım: İbret nazarı. Şu anda ekranlarda gördüklerimiz bizim şehvet, kin veya hırs nazarlarımızı tetikleyen şeyler olduğu için ekranlar çirkin, bizler huzursuzuz. İbret nazarı; müminin feraset gözü demektir biraz da. Bu konuya da değinelim..



Samanyolu Tv Dizileri Gizli Kalmış Hazine Gibi